IFLAS in English translation

fail
hata
olur
yüzüstü
başarısız
iflas
boşa
şaşmaz
çuvallamadığım
collapse
çöküşünden
çöküntü
çöküyor
çökmesi
çöküş
çöker
bayıldığına dair
göçük mü
düştüğünü
go belly-up
iflas
insolvency
iflas
failing
hata
olur
yüzüstü
başarısız
iflas
boşa
şaşmaz
çuvallamadığım
bankruptcies
iflas
failed
hata
olur
yüzüstü
başarısız
iflas
boşa
şaşmaz
çuvallamadığım
collapsed
çöküşünden
çöküntü
çöküyor
çökmesi
çöküş
çöker
bayıldığına dair
göçük mü
düştüğünü
they bankrupted

Examples of using Iflas in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Hakim Clarkın birkaç tane kurumsal iflas davası var.
Judge Clark has a pair of corporate bankruptcies.
Tahminime göre kalkanları 12 saat sonra iflas edecek.
In approximately 12 hours. I estimate her shields will fail.
Bankası iflas etti.
The man's bank has failed.
Terlik dükkanım iflas ediyor.
My sandal shop is failing.
Yeni bir karaciğer bulunması lazım yoksa iflas edecek.
He needs a new liver, or it will fail.
Üç kere iflas etmenin nedeni anlaşıldı.
There's a reason why you failed 3 times.
Kalbi hâlâ iflas ediyor.
Heart's still failing.
İki gün içinde yeni bir karaciğer bulunması lazım yoksa iflas edecek.
Or it will fail. He needs a new liver within two days.
Ama akciğerleri neden iflas etti?
But why would her lungs have failed?
Hayır, ama böbrekleri iflas ediyor.
But his kidneys are failing. No.
Hayır. Kalbi iflas ediyor.
No. His heart is failing.
Terlik dükkanım iflas ediyor.
My shop is failing.
Hadi ama bankalar iflas etmez.
Banks can't fail. Come on.
Karaciğerim şu an iflas ediyor.
My liver is failing now.
Bu günlerde, tabii doğa iflas edince birçok yeni yöntem ortaya çıkıyor.
Nowadays, of course, when nature fails, there are so many new methods.
Kalkan iflas edene kadar fazla zamanımız yok.
We don't have much time before the shield fails.
Eser, 1796 yılında iflas edene kadar Jonathan Buttallın mülkiyeti altındaydı.
The painting was in Jonathan Buttall's possession until he filed for bankruptcy in 1796.
Gazeteler iflas edebilir, birleşebilir. Yeni editörler gelebilir.
Papers fold, merge, you get a new editor.
Yıl sonunda iflas edip beynini havaya uçuracak.
At the end of the year, he will be bankrupt and blow his brains out.
Gulden, iflas için yeterli bir miktar değil.
Fifteen guilders is not enough for a bankruptcy.
Results: 566, Time: 0.0311

Top dictionary queries

Turkish - English