Examples of using Iflas in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Hakim Clarkın birkaç tane kurumsal iflas davası var.
Tahminime göre kalkanları 12 saat sonra iflas edecek.
Bankası iflas etti.
Terlik dükkanım iflas ediyor.
Yeni bir karaciğer bulunması lazım yoksa iflas edecek.
Üç kere iflas etmenin nedeni anlaşıldı.
Kalbi hâlâ iflas ediyor.
İki gün içinde yeni bir karaciğer bulunması lazım yoksa iflas edecek.
Ama akciğerleri neden iflas etti?
Hayır, ama böbrekleri iflas ediyor.
Hayır. Kalbi iflas ediyor.
Terlik dükkanım iflas ediyor.
Hadi ama bankalar iflas etmez.
Karaciğerim şu an iflas ediyor.
Bu günlerde, tabii doğa iflas edince birçok yeni yöntem ortaya çıkıyor.
Kalkan iflas edene kadar fazla zamanımız yok.
Eser, 1796 yılında iflas edene kadar Jonathan Buttallın mülkiyeti altındaydı.
Gazeteler iflas edebilir, birleşebilir. Yeni editörler gelebilir.
Yıl sonunda iflas edip beynini havaya uçuracak.
Gulden, iflas için yeterli bir miktar değil.