BRIGHT FUTURE in Turkish translation

[brait 'fjuːtʃər]
[brait 'fjuːtʃər]
parlak bir gelecek
bright future
a golden future
aydınlık gelecek
parlak bir geleceği
bright future
a golden future
parlak bir geleceğin
bright future
a golden future
parlak bir geleceğe
bright future
a golden future
istikbali parlak
iyi geleceği
gonna be good
is going to be good
it will be good
would be nice

Examples of using Bright future in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
This young man has a bright future.
Bu genç adam parlak bir geleceğe sahip.
I think you and I have a bright future together. Gilroy.
Gilroy, sanırım ikimizin parlak bir geleceği var.
It's still unrefined, but you have a bright future.
Daha tam oturmamış ama parlak bir geleceğin var.
A very bright future.
Çok parlak bir geleceğe.
Our Ice Clan will have a bright future.
Buz Klanımız parlak bir geleceğe sahip olacak.
Thanks to you. Well, he's looking at a bright future in mall security.
Sayende, AVM güvenlik memuru olarak parlak bir geleceğe bakıyor.
He's looking at a bright future in mall security, thanks to you.
Sayende, AVM güvenlik memuru olarak parlak bir geleceğe bakıyor.
People always said I had a bright future.
Herkes parlak bir geleceğim olduğunu söylerdi.
He also said that I have a bright future.
Ayrıca parlak bir geleceğim olacağını da söyledi.
I have got a way we can keep our legs and still have a bright future.
Bacaklarımızı kaybetmeden ve yine de parlak bir geleceğimizin olduğu bir yol biliyorum.
We have a bright future.
Parlak bir geleceğimiz var.
I think we have a bright future.
Bence parlak bir geleceğimiz var.
I have a bright future but you're dying.
Benim parlak bir geleceğim var sen ise ölüyorsun.
Like you said, I had a bright future.
Dediğiniz gibi, parlak bir geleceğim vardı.
Study hard and grow older So we can be our country's bright future.
Çalışalım ve büyüyelim ki ülkemizin aydınlık geleceği olabilelim.
She also says we're compatible and have a bright future.
Ayrıca çekişmeli olduğumuzu yazmış ve parlak bir geleceğimizin olduğunu.
So we can be our country's bright future.
Çalışalım ve büyüyelim ki ülkemizin aydınlık geleceği olabilelim.
A long time ago, in a galaxy far away I had a bright future.
Uzun zaman önce, uzak bir galakside Parlak bir geleceğim var.
We wish him good luck for his bright future.
Biz ona parlak geleceği boyunca iyi şans dileriz.
Brandi has a bright future.
Brandinin geleceği parlak.
Results: 354, Time: 0.0402

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish