BROAD DAYLIGHT in Turkish translation

[brɔːd 'deilait]
[brɔːd 'deilait]
güpegündüz
in broad daylight
of the day
's daylight
in broad dayiight

Examples of using Broad daylight in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Enlighten me. Why are we brewing this potion in broad daylight.
Iksiri neden gündüz vakti… kizlar tuvaletinin ortasinda hazirliyoruz?
You had the audacity to approach me in broad daylight, in front of my business associates, in public.
Sen güpegündüz… herkesin içinde, iş ortaklarımın önünde bana yaklaşmaya… cüret ettin.
He abducts his victims from public parks in broad daylight, which tells us that he's socially competent,
Kurbanlarını gündüz vakti, halka açık parklardan kaçırması sosyal olarak başarılı olduğunu
Derek Hewitt, a mechanic from Homestead, has confessed to the murder of a still unnamed suspect who was caught on video assaulting young Sherry Williamson in broad daylight yesterday.
Homesteadli bir tamirci olan Derek Hewitt dün güpegündüz genç Sherry Williamsona saldırırken görüntüleri çekilen ismi belirsiz zanlıyı öldürdüğünü itiraf etti.
My partner carried a dummy the same size as your son up the same hill, broad daylight. Had a hell of a time.
Ortağım gündüz vakti oğlunuzla aşağı yukarı aynı boyutlarda bir mankeni aynı tepeye çıkarmaya çalıştı, bayağı da bir zorlandı.
An audacious sniper attack Come on. on a veteran LAPD detective outside his home. in broad daylight in Baldwin Hills.
Tecrübeli LAPD dedektifi… Baldwin Hillsteki evinin önünde güpegündüz… gözü pek bir keskin nişancının saldırısına uğradı. Hadi.
Broad daylight on a street in Tokyo. On December 1 0, 1 968… 300 million yen was stolen in.
Aralık 1968 günü… Tokyoda güpegündüz, sokağın ortasından 300 milyon yen çalındı.
He abducts his victims from public parks in broad daylight, fits in, appears non-threatening. which tells us that he's socially competent.
Kurbanlarını gündüz vakti, halka açık parklardan kaçırması… sosyal olarak başarılı olduğunu ve tehdit… oluşturan bir görüntüsü olmadığını ifade ediyor.
How could this happen, a gang rape in broad daylight on the beach with people all around this unconscious girl?
Gündüz vakti, bu baygın kızın etrafı insanlarla doluyken toplu bir tecavüz nasıl yaşanabilir?
No argument here, but how exactly do we break into Havana's most closely guarded bank, in broad daylight, during business hours?
Tartışmaya mahal yok ama acaba Havananın en iyi korunan bankasına güpegündüz…-… mesai saatleri içinde nasıl gireceğiz?
I-I think it's probably smart to search elsewhere. Now, unless Overkill is planning to murder me in my office in broad daylight.
Şimdi, Katliam beni gündüz vakti ofisimde öldürmeyi planlamıyorsa bence onu başka yerde aramak daha mantıklı.
increase his excitement, huh?- Broad daylight.
heyecanını arttıracak bir şey ha?- Güpegündüz.
An informant has revealed that a freighter departed Barranquilla for South Florida with plans to transship contraband to go-fast boats in broad daylight one day next week off the coast of Miami.
Bir muhbir, kaçak mal dolu bir şilebin… Barranquilladan kalkıp… Güney Floridaya gittiğini, haftaya Miami sahili yakınlarında gündüz vakti teknelere aktarılacağını bildirdi.
You remember that cop that kicked that man to death in Treme in broad daylight about a month before the storm in front of witnesses?
Tremede bir adamı tekmeleyerek öldüren polisi hatırlıyor musunuz? Gündüz vakti! Fırtınadan bir ay önce?
This is not like Red and the bikers, you can't just kill some guy, in broad daylight, in the middle of a crowded street.
Red ve motorculardan farklı bu. Kalabalık bir sokakta, gündüz vakti adamın birini öldüremezsin.
A crowded beach, broad daylight, and this apparently happening and no one doing a darn thing.
Böyle bir şey yaşanıyor ve kimse kılını kıpırdatmıyor. Kalabalık bir plajda, gündüz vakti.
You had the audacity to approach me in broad daylight.
Neden? Sen gündüz vakti iş.
Even though it's broad daylight and hunters are on the prowl. A school of anchovelta has strayed up near the surface.
Bir hamsi sürüsü, gündüz olmasına ve avcıların sinsi sinsi… dolaşmasına rağmen yüzeyin yakınına kadar gelmiştir.
A school of anchovetta has strayed up near the surface, even though it is broad daylight and hunters are on the prowl.
Bir hamsi sürüsü, gündüz olmasına ve avcıların sinsi sinsi dolaşmasına rağmen yüzeyin yakınına kadar gelmiştir.
An informant has revealed that a freighter departed Barranquilla for South Florida with plans to transship contraband to go-fast boats in broad daylight one day next week off the coast of Miami.
Yasadışı malları gemiden sürat teknelerine aktarmayı düşündüklerini ve bunu… Bir muhbirin verdiği bir bilgiye göre, bir yük gemisinin… Önümüzdeki hafta içinde bir gün, gündüz vakti Miami açıklarında yapacaklarını bildir, Barranquilladan kalkıp, Güney Floridaya gelen bir gemi bu.
Results: 89, Time: 0.0452

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish