BROCADE in Turkish translation

[brə'keid]
[brə'keid]
brokar
brocade
giyerler
wear
dressed
brocade
brokarımı
brocade
brokarım
brocade
sırmalı kumaş
kalın atlastan yataklara yaslanırlar
parlak atlastan giyerek karşılıklı

Examples of using Brocade in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The brocade is smarter, but rather stiff.
İpek kumaş akıllıca, ama oldukça sert.
The brocade coat, the flower pendant necklace.
İpek manto, çiçekli kolye.
The fabric is a double-layer brocade.
Kumaş çift katmanlı sırmalı ipek.
Lian Chengbi of Brocade Villa.
Brokar Konağından Lian Chengbi* Brokar=Kalın ipek kumaş.
But the brocade of your heart.
Ama kalbin atlastan.
Upon the inhabitants will be green garments of fine silk and brocade.
Üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır.
shantung, brocade, or satin.
şantung, brokar veya satenden yapabiliriz.
they will be adorned with bracelets of gold, and will wear green garments of silk and brocade.
kadifeden dokunmuş yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklar üzerine yaslanırlar.
Syrian geographer al-Dimashqi described Gaza in 1300 as a"city so rich in trees it looks like a cloth of brocade spread out upon the land.
Suriyeli coğrafyacı al-Dimashqi Gazzeyi şöyle tarif ediyordu:'' 1300ler civarında ağaçlardan yana o kadar zengin bir şehir ki brokar kumaş gibi görünmektedir.
Reclining on furnishings lined with brocade, and the fruits of the two gardens are near at hand.
Orada Astarları kalın atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin de devşirmesi yakındır.
For the state breakfast, Mummy. a dress of the palest blue and gold brocade….
Devlet kahvaltısı için açık mavi, sırma işlemeli brokar elbise.- Anne.
They shall recline on couches lined with brocade, and within reach shall hang the fruits of the two Gardens.
Orada Astarları kalın atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin de devşirmesi yakındır.
they will be adorned with bracelets of gold, and will wear green garments of silk and brocade.
Orada altın bileziklerle bezenirler; ince ipekten yeşil giysiler giyerek koltuklar üzerine yaslanırlar.
The cicada sheds its brocade gown… revealing sleeves as white as deutzia blossoms, as white as the snow.
Çıkarır ağustos böceği ipekten cüppesini ve meydana serer kollarını, ortanca çiçeği gibi beyaz kar kadar beyaz.
Reclining on furnishings lined with brocade, and the fruits of the two gardens are near at hand.
Astarları atlastan yataklara yaslanırlar, her iki cennetin meyveleri pek yakındır.
After the war ends, I will make a gold brocade kimono belt
Altın sırmalı ipek kumaş kimono kemeri yaptıracağım
The most beautiful bride in the world in a beautiful gown of gold and green brocade with fringed sleeves.
Dünyanın en güzel gelini üzerinde altından bir gelinlik ve püsküllü kolları olan yeşil bir brokar.
Those-- theirs shall be Gardens of Eden, underneath which rivers flow; therein they shall be adorned with bracelets of gold, and they shall be robed in green garments of silk and brocade, therein reclining upon couches-- O.
Onlar için, içlerinden ırmaklar akan Adn bahçeleri( cennetleri) vardır. Orada altından bileziklerle süslenirler, ipek ve kadifeden dokunmuş yeşil elbiseler giyerler.
wear they shall green robes of satin and brocade, reclining therein on the couches; excellent the reward.
Orada altından bileziklerle süslenirler, ipek ve kadifeden dokunmuş yeşil elbiseler giyerler.
will wear green garments of silk and brocade. What a wonderful reward,
kalın ipekli yeşil elbiseler giyineceklerdir, orada tahtlarda oturacaklardır
Results: 55, Time: 0.0798

Top dictionary queries

English - Turkish