INCE in English translation

thin
ince
zayıf
sıska
seyrek
cılız
zayıflamışsın
inceldi
fine
iyi
güzel
tamam
peki
ince
ceza
sorun
yolunda
uyar
kaliteli
subtle
ince
kurnaz
zarif
hafif
hoş
zeki
incelikli
slim
zayıf
ince
sıska
düşük
az
zayıflama
slender
ince
zayıf
narin
skinny
sıska
zayıf
cılız
ince
dar
zayıflamış
çelimsiz
çiroz
tiny
küçük
minik
ufak
küçücük
ufacık
minicik
ince
minnacık
hairline
ince
saç çizgisi
kılcal
saçlar
saç çizgin
nice
güzel
iyi
hoş
nazik
kibar
memnun
sevimli
sevindim
hoştu
ince
incei
i̇nce
slimy
thinly
thready

Examples of using Ince in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Çok ince ve tamamen gereksiz bir davranış.
That's very nice and totally unnecessary.
Burası ince işlere pek yatkın değilmiş gibi görünüyor.
They don't seem to be capable of delicate work here.
Dış gövdede ince bir çatlak var görünüyor.
The outer hull-- there appears to be a hairline fracture.
Gel, hadi oğlunun ince yatağında yapalım.
Come on, let's do it on your son's tiny bed.
Kollarım bu kaset çaları sonsuza kadar tutmak için çok ince!
My arms are too skinny to keep holding this boom box forever!
Gözümüzün önünde Tom Ince tekneden ülser hastalığıyla ayrıldı.
To our eyes, Tom Ince left this boat with a bout of angry ulcers.
Aynı deri, ince kapkara saçlar, uyuklayan gözler.
Same pale skin, thick jet hair, slumberous eyes.
Araman çok ince bir davranış.
Very kind of you to call.
Çok ince, düşünceli, ilgili ve son derece zeki biri.
He's very nice, thoughtful, and caring, exceptionally intelligent.
Sizin kadar ince birisi için elleriniz çok kuvvetli.
Your hands are surprisingly strong for one so delicate.
Şuralarda ince bir çatlak olabilir. Bilmem ki.
I don't know, there might be a hairline fracture in there somewhere.
alt çenesindeki ince kemiklere bağlanmıştır.
his hearing is linked to tiny bones.
Ince and Hodgson suffer as Schalke lift Uefa Cup.
Ince and Hodgson suffer as Schalke lift Uefa Cup.
Senin ince donanma geldi İbrahim.
Your narrow fleet is here, İbrahim.
Bunu söylemen çok ince, ama kendim için yapıyorum.
That's kind of you to say, but I'm doing this for me.
Beni davet etmen çok ince bir davranıştı. Sorun değil.
It just… it would have been… It was so nice of you to invite me.
Bu ince çizgiler ağır bir elle çizilmiş.
These thick lines were drawn with a heavy hand.
Peki kafatasının arkasındaki ince çatlağı gördün mü?
The hairline fracture on the posterior sKull? Uh-huh, but did you see?
Böylesine güzel, ince jestleri olan… böylesine büyük hayalleri olan birini.
And such great dreams- One with such delicate gestures.
Bu Stefan. Kalbinden uzaklaşıp giden bu ince çizgi, Ah.
That's Stefan. Ah. That tiny line that wanders off the heart line there.
Results: 2593, Time: 0.0559

Top dictionary queries

Turkish - English