THINNER in Turkish translation

['θinər]
['θinər]
ince
thin
fine
subtle
slim
slender
skinny
tiny
hairline
nice
delicate
inceltici
zayıf
weak
thin
skinny
poor
weakness
vulnerable
slim
faint
feeble
frail
daha ince
more subtle
thinner
finer than
more refined
zayıflamış
to lose weight
to be thin
skinny
sulandırıcı
tiner
paint thinner
thinner
glue
paint remover
seyreltici
zayıflamışsın
to lose weight
to be thin
skinny
i̇nce
thin
fine
subtle
slim
slender
skinny
tiny
hairline
nice
delicate
inceldi
incelticisi
zayıfsın
weak
thin
skinny
poor
weakness
vulnerable
slim
faint
feeble
frail
sulandırıcıdır

Examples of using Thinner in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's a blood thinner.
Kan inceltici.
Need more thinner.- Paint's all right.
Daha tiner lazım.- Boya yeterli.
Thinner thighs, absolutely.
Daha ince bir vücudu, kesinlikle.
It's not my fault that you look thinner than you are.
Olduğundan daha zayıf görünmenin suçlusu ben değilim.
You look… thinner. Perhaps I have been pining for my husband.
Zayıflamış… görünüyorsun.- Belki kocamı özlüyorumdur.
A blood thinner.
Kan sulandırıcı.
It's a blood thinner.
Bu bir kan inceltici.
You're thinner, aren't you?
Sen zayıflamışsın, değil mi?
Paint's all right. Need more thinner.
Daha tiner lazım.- Boya yeterli.
It's not my fault you look thinner than you are.
Olduğundan daha zayıf görünmenin suçlusu ben değilim.
Chew and spit if you wanna be lame, but you look thinner.
Ezik olmak istersen çiğneyip tükür ama zayıflamış görünüyorsun.
Heparin… It's a blood thinner.
Heparin… kan sulandırıcı.
She's not pregnant, but thinner.
Hamile değil, ama daha ince.
Okay. A little blood thinner.
Tamam.- Biraz kan inceltici.
You're… thinner and more.
Sen zayıflamışsın ve daha.
It's getting thinner.
Gittikçe inceliyor.
Thinner than average, average looks.
Normalden zayıf. Normal görünüş.
You look a little thinner than dear last year.
Tatlım, geçmiş yıllara göre biraz zayıflamış görünüyorsun.
No, thinner.
Hayır, daha ince.
The blood thinner is all she has to take.
Aldığı tek ilaç kan sulandırıcı.
Results: 256, Time: 0.0816

Top dictionary queries

English - Turkish