CHEERING in Turkish translation

['tʃiəriŋ]
['tʃiəriŋ]
tezahürat
cheer
chant
will be rooting
alkışlıyor
clap
applaud
applause
to be cheering
amigoluğu
cheerleader
cheerleading
cheer
amico
alkışlar
applause
clap
give it up
applaud
cheers
welcome
hand
ovation
makofi
acclaim
neşeli
joy
cheer
fun
funny
merriment
cheerful
mirth
merrier
happier
neþe
tezahüratlar
cheer
chant
will be rooting
tezahüratı
cheer
chant
will be rooting
amigoluk
cheerleader
cheerleading
cheer
amico
tezahüratları
cheer
chant
will be rooting
alkışladığını
clap
applaud
applause
to be cheering
alkışlamalı
clap
applaud
applause
to be cheering

Examples of using Cheering in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Suddenly, the crowds stopped cheering.
Aniden, kalabalıklar tezahüratı kestiler.
He should be in a beautiful ring with thousands of people cheering him.
Güzel bir ringde olmalı, binlerce kişi onu alkışlamalı.
When's the last time you saw crowds of people cheering the police on like that?
En son ne zman insanların polisi böyle alkışladığını gördünüz?
With thousands of people cheering him on, He should be in a big beautiful ring.
Büyük, güzel bir ringde olmalı, binlerce kişi onu alkışlamalı.
Cheering the police on like that? When's the last time you saw crowds of people?
En son ne zman insanların polisi böyle alkışladığını gördünüz?
Audience laughing, cheering.
GÜLÜŞMELER, TEZAHÜRAT.
Laughter, cheering.
KAHKAHALAR, TEZAHÜRAT.
I can hear children cheering.
Çocukların tezahüratlarını duyabiliyorum.
At the end of the performance, the cheering audience called Carreras back on stage six times.
Konserin sonunda seyirci, Carrerası tezahüratlarla altı defa sahneye geri çağırdı.
I-I… Did you hear those people cheering?
İnsanların tezahüratlarını duydun mu?
Can you hear the crowd cheering?
Kalabalığın tezahüratını duyuyor musun?
She blames herself that the injury kept her from cheering.
Sakatlığının onu amigoluktan uzaklaştırdığı için kendini suçluyor.
Immediately after the win, his team tossed him into the air three times, cheering.
Zaferden hemen sonra takım oyuncuları Yannakisi tezahüratlarla üç defa havaya fırlattılar.
Sometimes when I'm with one, I swear I can hear the crowd cheering.
Hattâ bazen, onlardan biriyle beraberken kalabalığın tezahüratını duyar gibi olurum.
They made the announcement, everybody started cheering.
Duyuruyu yaptıklarında, herkes alkışlamaya başladı.
And I will be right there cheering you on, as always.
Orada olacağım ve her zamanki gibi seni alkışlayacağım.
The atmosphere at Sljeme was exultant, with fans singing, cheering and lighting Bengal flares.
Sljemedeki atmosfer, şarkılar ve tezahüratlarla meşaleler yakan taraftarlarla muhteşemdi.
Eight minutes they were on their feet, cheering you.
Sekiz dakika boyunca ayakta seni alkışladılar.
Cheering you. Eight minutes they were on their feet.
Sekiz dakika boyunca ayakta seni alkışladılar.
I will be there, cheering you on.
Orada olup seni alkışlayacağım.
Results: 264, Time: 0.0629

Top dictionary queries

English - Turkish