COLLIDE in Turkish translation

[kə'laid]
[kə'laid]
çarpışıyor
collide
fighting
clash
smashing
collide
çarpıştığında
fight
collide
battle
çarpışan
bumper
colliding
fought
crashing
stunt
çarpışınca
collide
çarpmış
to crash
hitting
multiply
bumping
slam
running
banging
smash
to ram
çarpıştı
fight
collide
battle
çarpıştıkça
fight
collide
battle
çarpıştığı
fight
collide
battle

Examples of using Collide in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Where planets collide. the entire surface of the earth is liquefied.
Gezegenlerin çarpıştığı yerde dünyanın tüm yüzeyi sıvılaşır.
Worlds collide. I take it Peyton knows all about Team Z.
Dünyalar çarpıştı. Peytonın Z Takımını bildiğini kabul ediyorum.
There is consequence. when two billiard balls collide, For instance.
Örneğin iki bilardo topu çarpıştığında ortaya bir sonuç çıkar.
The stars collide♪.
Yıldızlar çarpışıyor.
When two neutron stars collide, they're moving at nearly the speed of light.
İki nötron yıldızının çarpıştığı zamanki hareket hızları, ışık hızına yakındır.
I take it Peyton knows all about Team Z. Worlds collide.
Dünyalar çarpıştı. Peytonın Z Takımını bildiğini kabul ediyorum.
There is consequence. For instance, when two billiard balls collide.
Örneğin iki bilardo topu çarpıştığında ortaya bir sonuç çıkar.
In the crammed chaos geese collide.
Bu mahşeri karmaşada kazlar çarpışıyor.
We believe that in that place… two worlds collide.
İki dünyanın çarpıştığı bir bölge olduğuna inanılıyor.
Reef and Tony collide. Oh, my God.
Reef ile Tony çarpıştı. Aman tanrım.
The fact is we don't really know what happens when two branes collide.
Esas mesele, bizim, iki brane çarpıştığında gerçekten neler olabileceğini bilmememizdi.
Worlds collide.
Farklı dünyalar çarpışıyor.
Oh, my God. Reef and Tony collide.
Reef ile Tony çarpıştı. Aman tanrım.
As more asteroids collide, the rock piles grow.
Daha çok göktaşı çarpıştıkça kaya yığınları da büyür.
A place where fantasy and reality collide.
Hayalin ve gerçekliğin çarpıştığı bir yer.
When those two ships collide there will be chaos.
Bu iki gemi çarpıştığında ortalık karışacak.
Because the noses collide, and I wake up Why?
Neden? Çünkü burunlarımız çarpışıyor ve uyanıyorum?
Reef and Tony collide.
Reef ile Tony çarpıştı.
Reactivity goes up. As uranium atoms split apart and collide.
Reaktivite artar. Uranyum atomları parçalandıkça ve çarpıştıkça.
But this is where our worlds collide.
Ama burası dünyalarımızın çarpıştığı yer.
Results: 190, Time: 0.1094

Top dictionary queries

English - Turkish