CONSERVATIVES in Turkish translation

[kən's3ːvətivz]
[kən's3ːvətivz]
muhafazakarlar
conservative
tory
konservatifler
conservative
muhafazakârlar
conservative
tory
muhafazakârların
conservative
tory
muhafazakar
conservative
tory

Examples of using Conservatives in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ugh, I can't stand these conservatives bed-wetters.
Bu yatak ıslatan muhafazakarlara dayanamıyorum.
We need more black conservatives in power.
Daha çok siyahi muhafazakâr iktidarda olmalı.
You're not a conservative. I have seen conservatives up close;
Sen muhafazakar değilsin. Muhafazakarlıları yakından gördüm;
Many conservatives believe that women are already granted equal rights under the law.
Kadınların yasa önünde zaten eşit haklara sahip olduğunu düşünür. Çoğu muhafazakâr.
Equal rights under the law. Many conservatives believe that women are already granted.
Kadınların yasa önünde zaten eşit haklara sahip olduğunu düşünür. Çoğu muhafazakâr.
And four out of five here will never become Young Conservatives.
Ve bu beş kişiden dördü de hiçbir zaman'' Genç Muhafazakâr'' olmayacak.
You know. Conservatives.
Muhafazakarlari biliyorsunuz.
Let's convert some lifelong conservatives.
Bir ömür muhafazakar olacak bazılarını artık dönüştürelim.
Will Harnault and the massed ranks of the Heswall Young Conservatives?
Will Harnault ve bir yığın genç tutucular?
But conservatives and the military disapproved, citing the ongoing, low-intensity war with the autonomy-seeking Kurdistan Workers' Party,
Ancak muhafazakarlar ve ordu, özerklik isteyen Kürtlerin büyük kısmının yaşadığı Türkiyenin güneydoğu bölgesinde PKK
Conservatives halted some of the reforms,
Ancak muhafazakarlar reformların bir bölümünü durdurdu
So, you might say, OK, there are these differences between liberals and conservatives, but what makes those three other foundations moral?
Böylelikle diyebilirsiniz ki, OK, bunlar liberaller ve konservatifler arasındaki farklılıklardır, fakat diğer üç kaynağı moral yapan nedir?
On 17 September 1965, he became Prime Minister of Greece during the period of the"Apostasia", supported by conservatives and defecting members of the Centre Union party.
Eylül 1965te muhafazakarlar tarafından desteklenen ve Merkez Birliği partisinin üyeleri tarafından desteklenen'' Apostasis'' döneminde Yunanistan başbakanı oldu.
it's fun. Conservatives, on the other hand, speak for institutions and traditions.
diğer taraftan, konservatifler kurumlar ve gelenekler üzerine konuşur.
Conservatives remove those sanctions.
Muhafazakârlar kaldırıyor. Çatışıp duruyorlar
The Conservatives, led by the controversial media tycoon and former Securitate informant Dan Voiculescu, had been Tariceanu's main allies in his political battle with Basescu.
Tartışmalı medya devi ve eski Securitate muhbiri Dan Voiculescu liderliğindeki Muhafazakarlar, Basescu ile giriştiği siyasi savaşta Tariceanunun başlıca rakipleri olmuşlardı.
And they know, that the liberals are our friends and the conservatives are our enemies, but, well,
Liberallerin dostumuz, ve muhafazakârların da düşmanımız olduklarını bildiklerini biliyorum,
quaffing wine from a goblet, nationalist and conservatives were so offended that they began calling for the series to be cancelled.
maşrapadan şarap içmesi üzerine milliyetçi muhafazakârlar o kadar gücendi ki, dizinin kaldırılması için çağrıda bulunmaya başladılar.
The Conservatives won the most seats of any single party in the 2010 election, but fell short of an absolute majority.
Muhafazakarlar 2010 seçimlerinde en çok sandalye kazanan parti olmuş ancak mutlak çoğunluğu sağlayamamıştır.
These reforms constituted the core concepts of the Song-Dynasty Reformists, in contrast to their rivals, the Conservatives, led by the Chancellor Sima Guang.
Bu reformlar, Başbakan Sima Guang önderliğindeki muhafazakar rakiplerin aksine, Song Hanedanı reformcularının temel kavramlarını oluşturdu.
Results: 205, Time: 0.0497

Top dictionary queries

English - Turkish