COULD OPEN in Turkish translation

[kʊd 'əʊpən]
[kʊd 'əʊpən]
açabilir
can
may
open
cause
turn up
açabileceğini
you can
major
would open
may open
to be able to open it
açabilecek
could
can open
able to open it
might open
to unlock
açar
open
can
will
turn
unlocks
blooms
açılabilir
be opened
can
can open
convertible
may
might open up
get opened
may be released
açabiliyor
can
open
unlock

Examples of using Could open in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Because I could open the box.
Çünkü sizin için kutuyu açabilirim.
So if anyone could open the door.
Yani kapıyı kimse açamazsa.
Didn't think your puny arms could open a 50 ton door.
O çelimsiz kollarınla 50 tonluk kapıyı açamazsın diye düşünmüştüm.
Pat, if you could open the door.
Pat, sen kapıyı açabilirsen.
You could open a restaurant in Istanbul, Vienna, Paris.
Sen İstanbulda, Viyanada, Pariste bir restaurant açabilirdin.
I thought the sonic screwdriver could open anything.
Sonik tornavidanın herşeyi açabildiğini sanırdım.
This could open a Pandora's box.
Pandoranın kutusunu açmış olabilirsin.
And from the beginning he knew me, and the Ping could open the tower.
Başından beri o beni biliyordu ve Ping kuleyi açabilirdi.
Yang Ping could open the tower?
Yang Ping kuleyi açabiliyoruz?
I could open a chastity belt.
Ayıca ben bir bekaret kemerini açabilirim.
Which meant a new one could open.
Bu da yeni bir tanesinin açılabileceği anlamına geliyordu.
We know you could open doors for us with Diamant.- And as their number-one rainmaker.
Bir numaralı satışçıları olarak sen de Diamantta bize kapı açabilirsin.
we know you could open doors for us with Diamant.
Diamantta bize kapı açabilirsin.
A positive assessment could open the way for talks to determine the UN-administered province's final status, which are expected to begin this autumn.
Olumlu bir değerlendirme, BM yönetimindeki eyaletin nihai statüsünü belirlemek amacıyla bu sonbaharda başlaması beklenen müzakerelere giden yolu açabilir.
Then I could open jars and kill bugs for you,
Ben senin için kavanoz açar ve böcek öldürürüm
But maybe you could open my horizon. You know, I have never really been into skinny white boys.
Bilirsin, ben sıska beyaz çocuklar hakkında pek birşey bilmiyorum belki sen Biraz ufkumu açarsın.
If Asato Hidetaka would manage me… this could open ways to… let me debut with my beloved pop music.
Asato Hidetaka yapımcım olursa… canım pop müziğimle çıkış yapabilmem için… kapılar açabilir.
with long windows almost to the floor, and those preposterous English window fasteners which a child could open.
döşenmiş zemin ve bir çocuk açabilir bu saçma İngilizce pencere bağlantı elemanları.
He said Greece made a mistake in allowing the word"Macedonia" to be included in the composite acronym, and that the court decision could open the door for total international recognition of that name over Greece's objections.
Tzogopoulos, Yunanistanın bileşik kısaltmaya'' Makedonya'' sözcüğünün eklenmesine izin vermekle hata yaptığını ve mahkeme kararının bu adın Yunanistanın itirazlarına rağmen uluslararası alanda tanınmasına kapı açabileceğini söyledi.
The EU could open two more chapters in Turkey's accession talks, German Chancellor Angela Merkel said on Sunday, following talks with Turkish Prime Minister Recep Tayyip Erdogan in Hanover.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Pazar günü Hannoverde yaptığı görüşme sonrasında, ABnin Türkiyenin üyelik müzakerelerinde iki faslı daha açabileceğini söyledi.
Results: 52, Time: 0.0717

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish