CRITICALLY in Turkish translation

['kritikli]
['kritikli]
ağır
heavy
heavily
severe
hard
slow
badly
massive
harsh
gravely
critically
kritik
critical
crucial
eleştirel
critical
judgmental
satirical
ciddi
serious
severe
real
really
grave
significant
mean
considerable
intense
critical
önemlisi
important
importance
care
value
significance
emphasis
matters
of that magnitude
priority
big

Examples of using Critically in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We're here to take a critically ill patient to our hospital.
Kritik durumdaki hastaları hastanemize almak için burdayız.
I'm critically injured, man.
Ciddi şekilde yaralandım, dostum.
Adult male driver was critically wounded and taken to Metro-General.
Yetişkin erkek sürücü ciddi derecede yaralandı ve Metro Generale götürüldü.
I was critically wounded by enemy fire during the war.
Savaştayken çok ciddi bir şekilde yaralanmıştım.
Cylons critically wounded.
Cylon ciddi şekilde yaralandı.
Yeah, but it was also critically disappointing.
Evet, ama ayrıca eleştirel açıdan da hayal kırıklığıydı.
They are critically endangered.
Ciddi derecede tehlike altındalar.
They're critically burned.
Ciddi derecede yanmışlardı.
This is a critically endangered species.
Kritik derecede tehlike altında olan türlerden biridir.
Three species of rhinoceros are critically endangered.
Gergedanın üç türü ciddi olarak tehlike altında.
Suit level critically low.
Kıyafet seviyesi kritik derecede düşük.
Did we lose him? A solar flare has critically.
Bir güneş patlaması kritik bir şekilde… Bağlantıyı kayıp mı ettik?
During the parsuit, one of the suspects was critically injured transported to the hospital.
Tam burada! şüphelilerden biri ciddi şekilde yaralandı ve hastaneye getirildi Çatışma sırasında.
During the pursuit, one of the suspects was critically injured, transported to hospital.
Şüphelilerden biri ciddi şekilde yaralandı ve hastaneye getirildi Çatışma sırasında.
While some languages are critically endangered, many others are alive and well.
Bazı diller ciddi derecede tehlikedeyken, bir kısmı hâlen iyi durumda.
Freeley was critically injured.
Freeley… ağır derecede yaralandı.
And is critically injured.
Ve ağır şekilde yaralanır.
But critically… there was nothing that said you couldn't.
Ama ciddi olarak… bunu yapamayacağınza söyleyen birşey de yok.
She was critically ill and just barely alive.
Çok kötü durumdaydı ve zar zor yaşıyordu.
You're not critically injured and you're not medical personnel.
Ciddi olarak yaralanmış değilsin ve tıbbi personel de değilsin.
Results: 182, Time: 0.0828

Top dictionary queries

English - Turkish