CIDDI in English translation

serious
ciddi
önemli
severe
ciddi
ağır
çetin
sert
haşin
şiddetli
real
gerçek
çok
asıl
ciddi
esas
öz
gercek
reel
hakiki
really
gerçekten
cidden
aslında
sahi mi
sahiden
pek
oldukça
asıl
hakikaten
bayağı
grave
mezar
büyük
ciddi
vahim
significant
büyük
ciddi
belirgin
önemli
kayda değer
anlamlı
mean
yani
demek
kaba
ifade ediyor mu
acımasız
ciddi
ortalama
derken
adi
anlamı
considerable
büyük
ciddi
oldukça
belirgin
epey
hatrı sayılır
hayli
önemli
hatırı sayılır
kayda değer
intense
yoğun
gergin
aşırı
ciddi
güçlü
ağır
şiddetli
çarpıcı
hararetli
ateşli
critical
kritik
eleştirel
ciddi
eleştiri
önemli
hayati
tenkitçi
eleştirmenlerin

Examples of using Ciddi in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sürünün kalanı lagüne varmadan önce Echonun öğrenmesi gereken bazı ciddi beceriler var.
Before the others get there. There's some critical skills Echo needs to learn.
Acemi birliği, muhtemelen hayatımın en ciddi deneyimi oldu.
Boot camp was probably the most intense experience of my life.
Bana niye öyle dik dik bakıyorsun, ciddi Gene?
Why are you looking at me like that, Mean Gene?
Biliyorum, aşırı… aşırı ciddi biri.
I know, it's kind of intense. Intense guy.
Onları da anlamıyorum ama söylediklerinde ciddi olduklarını biliyorum.
I don't understand them either, but I know they mean what they say.
Üzgünüm Ophelia…-… ama bana karşı fazla ciddi oluyorsun.
I'm sorry, Ophelia, but you're just a wee bit too intense for me.
Beni nedimeliğe kabul ediyormusun? Ciddi misin?
I'm your maid of honor? You mean it?
Epey… Koyu saçlı?- Ciddi.
Rather…- intense. Dark?
Epey… Koyu saçlı?- Ciddi.
Intense. Dark?
Şaka mı yapıyorum, ciddi miyim emin olamayacaklar.
They're not sure if I mean it or if I'm joking.
Hardal yaprakları üzerine defalarca tuhaf ciddi tartışmalarını izledim.
I watched them have several bizarrely intense arguments over mustard greens.
Mantıklı olmuş mu sence, söyler misin? Durum ciddi.
That's… that's intense. Well, will you tell me if this makes sense?
Tanrım, bu çok ciddi bir şey.
Jesus, this is intense.
Bu çok ciddi bir şey.
WELL, THAT'S VERY SERIOUS.
Çok ciddi, Johnny.
He means it, Johnny.
Ve bazı ciddi problemlerimiz var.
AND WE GOT US SOME SERIOUS PROBLEMS.
Ciddi bir şey değil.
I'M SURE IT'S NOTHING SERIOUS.
Ciddi adaylar.
SERIOUS CANDIDATES.
Şimdi ciddi adaylarınızla sizi başbaşa bırakayım.
AND NOW I will LET YOU GET BACK TO YOUR SERIOUS CANDIDATES.
Aslında bunu ciddi olarak düşünüyorum.
ACTUALLY, I HAVE GIVEN THAT SERIOUS THOUGHT.
Results: 20771, Time: 0.0442

Top dictionary queries

Turkish - English