CURRENCY in Turkish translation

['kʌrənsi]
['kʌrənsi]
döviz
currency
foreign exchange
foreign money
para
money
parası
money
cash
paid
coin
monetary
dough
birimi
unit
branch
division
department
paraları
money
cash
paid
coin
monetary
dough
parayı
money
cash
paid
coin
monetary
dough
paranın
money
cash
paid
coin
monetary
dough
dövizi
currency
foreign exchange
foreign money

Examples of using Currency in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Every few months, he would pack up the currency and take it to Berlin.
Bir kaç ayda bir, paraları toplayıp Berline götürürdü.
And since you no longer have currency.
Ve artık sizlerin de parası olmadığına göre.
Malan was carrying a large amount of U.S. currency with peculiar serial numbers.
Henüz piyasaya sürülmemiş özel seri numaralı Amerikan dövizi taşıyordu. Büyük miktarda.
Dead people can't use real currency.
Ölü insanlar gerçek parayı kullanamazlar.
Thurman had Mexican currency in his wallet when he killed himself.
Thurman kendisini öldürdüğünde cüzdanında Meksika paraları vardı.
Some old kind of Scandinavian currency.
Bir çeşit eski İskandinav parası.
All the currency we have.
Sahip olduğumuz tüm parayı.
Currency of the future.
Geleceğin dövizi.
You're right, that's Bengalla currency.
Haklısın, bu Bengalla parası.
I scanned the currency you found in the apartment.
Dairede bulduğun parayı taradım.
Scarran currency.
Skarra parası.
Japanese currency!
Japon parası!
One million, mexican currency.
Bir milyon Meksika parası.
That's what we have come to designate the mysterious creator of this new Internet currency.
Bu yeni internet parasının gizemli yaratıcısını belirlemek için buradayız.
He also needs untraceable currency, or we would have found him by now.
Aynı zamanda izlenmeyen paraya ihtiyacı var, yoksa onu şimdiye kadar bulurduk.
We will devalue society's currency.
Toplumun parasını devalüe edeceğiz.
We have no currency, D'Argo.
Hiç paramız yok, DArgo.
Have you got currency?
Dövizin var mı?
A piece of his paper currency.
Kâğıt parasından bir parça.
But I have currency… and, ah… other things.
Ama param var… ve tabii ah, başka şeylerim de.
Results: 544, Time: 0.0461

Top dictionary queries

English - Turkish