DANK in Turkish translation

[dæŋk]
[dæŋk]
rutubetli
moisture
humidity
damp
dampness
dank
moist
nemli
humidity
moisture
when
soğuk
cold
cool
chilly
frigid
icy
freezing
karanlık
dark
darkness
black
shady
blackness
darkened
küflü
mold
mildew
mould
musty
moldy
with the enticingly
dank
just
rutubet
moisture
humidity
damp
dampness
dank
moist
islak
wet
moist
damp
soggy
sloppy

Examples of using Dank in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
One dank room is as good as the next.
Diğer odalar gibi nemli burası da.
Dank and beige.
Gri ve nemli.
Dark and dank.
Karanlık ve nemli.
Wimborne Minster has been very dank.
Wimborne Minster çok rutubetliydi.
It is dark, dank, dreary.
Karanlık, rutubetli ve kasvetli.
So you must make do with Granny and Dank.
Büyükanne ve Eşk ile idare edeceksiniz.
A really stark, ugly, dark, dank prison.
Sade, çirkin, karanlık ve rutubetli bir hapishane.
Some place, you know, dark and dank.
Karanlık ve nemli bir yer. Ama burası kadar karanlık ve nemli değil.
Dark, dank places.
Karanlık, koyu ve nemli yerler.
will thrive in any dank climate.
bir mantar gibi… herhangi bir nemli iklimde gelişecektir.
Will thrive in any dank climate. Whereas a casino, like a fungus.
Oysa bir kumarhane, bir mantar gibi… herhangi bir nemli iklimde gelişecektir.
It's so nice to see that you came back after taking a year off to lick your wounds And hide in the dank shadows of humiliating defeat.
Utanç verici hezimetin rutubetli gölgelerinde saklanıp, yaralarınızı sararak geçirdiğiniz bir yıllık aradan sonra sizleri burada görmek çok sevindirici.
Saw how it loved dirt and dank earth, how it lived to breed and spread in river basins.
Çamuru ve nemli toprağı ne kadar sevdiğini farketti. Üremelerini izledi, dere yataklarında nasıl çoğaldıklarını gözlemledi.
You will lock us in a dank basement and sew us together like a human centipede.
Bizi rutubetli bodruma kapatıp tıpkı insanlardan oluşan bir kırkayak gibi, bizi birbirimize dikersin.
Dank clothes are there,
Nemli kıyafetlere, ıslak yünlere
A dank and ancient building,
Saraydan uzak olmayan, eski ve rutubetli bir bina… isyancıların
Few days, you will be back in some dark, dank cave again. Don't worry.
Birkaç gün içinde o karanlık, soğuk mağaralardan birinde olursun. Merak etme.
The famous Wolf, scurrying like a rat through dank tunnels, stealing crumbs from kind strangers.
Meşhur Kurt, karanlık tünellerde fareler gibi koşuşturup iyi kalpli yabancılardan kırıntılar çalıyor.
Don't worry. Few days, you will be back in some dark, dank cave again.
Birkaç gün içinde o karanlık, soğuk mağaralardan birinde olursun. Merak etme.
here in this horrid, dark, dank tree-infested--?
karanlık, rutubetli ağaç güruhunun arasında mı…?
Results: 78, Time: 0.0802

Top dictionary queries

English - Turkish