DARKER in Turkish translation

['dɑːkər]
['dɑːkər]
karanlık
dark
darkness
black
shady
blackness
darkened
koyu
dark
black
bay
deep
cove
strong
thick
ko
brown
dense
siyah
black
dark
colored
kara
black
dark
land
noir
ground
snow
karartın
esmersin
brunette
brown
dark
dusky
black
swarthy
tan
tawny
karanlığa
dark
darkness
black
shady
blackness
darkened
karanlığın
dark
darkness
black
shady
blackness
darkened
koyudur
dark
black
bay
deep
cove
strong
thick
ko
brown
dense

Examples of using Darker in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
deeper, darker.
daha derine, karanlığa itiyor.
The adrenaline. darker. It all pushes you further.
daha derine, karanlığa itiyor.
During these last few years…"the world has grown gravely darker.
Son birkaç yıl boyunca… dünya ciddi şekilde karanlığa gömüldü.
The darker the night, the brighter they are.
Gece karardıkça, onlar daha da ışıldıyor.
Every hour of sunlight that feeds it makes the world darker and the beast stronger.
Dünya koyulaştırır besleyen güneş ışığı her saat ve canavar güçlü.
The darker your skin, the more protection you have.
Teniniz koyulaştıkça, korunmanız da artar.
I prefer the darker, more robust flavour of tea.
Ben daha koyusunu tercih ederim.
Please, don't let me be tempted Keep me away from the darker side.
Beni onun karanlığından uzak tut Lütfen şeytana uymama izin verme.
Every day, the future looks a little bit darker.
Her geçen gün gelecek biraz daha karanlıklaşıyor.
He had darker hair.
Saçları daha koyuydu.
The world is dark for everyone, but, Harold, things are gonna get much darker.
Dünya herkes için karanlık ama Harold, işler daha da karanlıklaşacak.
It's a shade darker than persimmon.
Hurma renginin bir ton koyusu.
Why is your eye suddenly three shades darker than it was earlier?
Gözlerin neden önceden olduğundan üç ton birden koyulaşıverdi?
But wear a hat, or else your skin will get darker.
Ama şapka tak yoksa tenin daha da koyulaşır.
The more a key got hit, the darker green it appears.
Bir tuşa ne kadar basılırsa yeşilin tonu o kadar koyulaşıyor.
Everybody, the water makes the rocks darker.
Millet, su kayayı koyulaştırır.
In general, the darker the colour, the older the animal.
Ancak genel olarak bakıldığında, deri rengi, yaşlandıkça koyulaşır.
One shade darker than you are, always.
Her zaman kendi tonunun bir koyusu.
They darker than us!
Onlar bizden daha esmer!
Their blood's different, darker.
Kanları farklı, daha koyuydu.
Results: 784, Time: 0.0955

Top dictionary queries

English - Turkish