DINING ROOM TABLE in Turkish translation

['dainiŋ ruːm 'teibl]

Examples of using Dining room table in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Do you remember when I built our dining room table?
Yemek odasının masasını yaptığım zamanı hatırlıyor musun?
We will get to keep the dining room table, right?
Yemek odası masamızı da alacak mıyız?
Dining room table.
Yemek masasının üstündeymiş.
There's a dining room table all along this long narrow corridor, right?
Uzunca bir yemek masası var bu dar koridorda, tamam mı?
The dining room table seats 45,
Yemek odası… masası 45 kişilik
And a dining room table?
Bir de yemek odası masası?
They just bought a dining room table.
Bir yemek masası aldılar.
I said you could have the car, not the dining room table.
Arabayı alabileceğini söyledim, yemek odasındaki masayı değil.
I made that man a dining room table in exchange for 60 feet of copper pipe and a half pig.
Metre uzunluğunda bakır bir boru ve ham demir karşılığında kendisine yemek masası yapmıştım.
My mom was in a good mood today because she made a big sale- a dining room table and eight chairs, none of which matched, that have been hanging around the shop since I was four.
Annemin bugün keyfi yerindeydi. Büyük bir satış yapmıştı. Yemek masası ve birbiriye aynı olmayan sekiz sandalye.
I told Sweets that the developer saw a dead cat on the victim's dining room table before he went bald.
Sweetse müteahhidin kel olmadan önce kurbanın yemek masasında ölü bir kedi gördüğünü söyledim.
Huge… and I had a calculator, and I would hide under the dining room table, pretending that I was on the moon.
Devasaydı. Sonra hesap makinam vardı ve yemek masasının altına saklanarak aydaymışım gibi davranırdım.
two men just picked up your dining room table and walked away with it, Nora.
Ama iki adam yemek masasını yüklenmiş, götürüyorlardı, Nora.
But I removed every screw from this big dining room table we had. One Thanksgiving,
Masamızın tüm vidalarını söktüm. büyük yemek odası… Bir şükran günü,
I'm gonna put a big piano right here, a big dining room table is gonna go here.
Tam buraya büyük bir piyano koyacağım. Burada da büyük bir yemek masası olacak.
One Thanksgiving-- I have no idea what I was thinking, but, um… I removed every screw from this big dining room table we had.
Bir şükran günü, ne düşündüğüm hakkında hiçbir fikrim yok ama… büyük yemek odası… masamızın tüm vidalarını söktüm.
I just want to focus on doing this marriage thing right, And I think that means curling up every night next to you on that dining room table that doubles as a bed.
doğru yürütmeye odaklanmak istiyorum, ve sanırım bunun anlamı bu sallanan yemek masasının yanında her gece seninle yatağa kıvrılıp yatmak.
CLAIRE GET YOUR STUFF OFF THE DINING ROOM TABLE!
Claire, yemek masasındaki eşyalarını kaldır!
At the dining room table?
Yemek masasında mı?
It's on the dining room table.
Yemek odasındaki masanın üzerinde.
Results: 174, Time: 0.0489

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish