DIVERSIFIED in Turkish translation

[dai'v3ːsifaid]
[dai'v3ːsifaid]
çeşitlendirilmiş
kind of
sort of
type of
variety
manner of
kinda
flavor
alanlara yönelmiş

Examples of using Diversified in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We have destroyed many townships around you, and diversified the signs, so that they may return.
Çevrenizdeki nice kentleri de yok ettik. Dönerler diye onlara ayetleri açıklamıştık.
Madrigal is based in Hanover, Germany, but they're what they call highly diversified.
Madrigalın merkezi Almanya, Hanoverde ama… onlar'' çok çeşitli'' bir firmaymış.
There are weapons purchases, facilities, assets diversified and hidden in every way imaginable.
Silah alımları, tesisler… aklınıza gelebilecek her şekilde çeşitli ve gizli varlıklar var.
Assets diversified and hidden in every way imaginable. There are weapons purchases, facilities.
Silah alımları, tesisler… aklınıza gelebilecek her şekilde çeşitli ve gizli varlıklar var.
European discovery of Brazil(1500), the Serra do Mar supported a rich and highly diversified ecosystem, composed mainly of lush tropical rain forest, called Atlantic Forest Mata Atlântica.
çoğunlukla Atlantik Ormanı( Mata Atlântica) adı verilen yemyeşil tropik yağmur ormanlarından oluşan zengin ve oldukça çeşitlendirilmiş bir ekosisteme sahipti.
expertise based in Luxembourg, they constitute adequate means to a transition to stronger and diversified relations beyond development cooperation between the two countries.
iki ülke arasındaki kalkınma işbirliğinin ötesinde daha güçlü ve çeşitlendirilmiş ilişkilere geçiş için yeterli yolu oluşturmaktadır.
from which it emerged with a highly sophisticated and diversified economy, including a new occupational structure.
dâhil oldukça çok yönlü ve çeşitlendirilmiş bir ekonomiyle ortaya çıkan bir meydan okumaydı.
The EU drugs action plan 2005-08 specifically calls on Member States to increase the provision of effective and diversified methods of prevention, treatment, harm reduction and social reintegration that are easily accessible.
AB uyuşturucu eylem planı, spesifik olarak Üye Devletleri kolaylıkla erişilebilir olan önleme, tedavi, hasar azaltma ve sosyal yeniden bütünleşme konularında etkin ve çeşitli yöntemler geliştirmeye çağırmaktadır.
EU officials have also talked about diversifying the continent's energy sources.
AB yetkilileri kıtanın enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi konusunda da konuşuyorlar.
Depth e.g. developing capital markets and diversifying a country's financial system.
Derinlik örneğin sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve ülkenin finansal sisteminin çeşitlendirilmesi.
Diversifying energy sources essential for region, leaders say.
Liderler: Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi bölge için şart.
What do you mean,"diversify"?
Çeşitlendirme derken ne demek istiyorsun?
You should diversify your portfolio.
Portföyünü çeşitlendirmen gerekir.
They multiply and diversify… 10,000 species explpding across the planet.
Çoğalıyor ve çeşitleniyorlar… Bir anda 10000 tür gezegeni sarıyor.
Diversify. What? You can't trust banks, Nick?
Güvenemezsin Nick. Dağıtmalı. Bankalara Ne?
What? You can't trust banks, Nick. Diversify.
Güvenemezsin Nick. Dağıtmalı. Bankalara Ne?
Don't you think that you should diversify.
Değişik alanlara yönelmen gerektiğini düşünmüyor musun?
the mining company began diversifying.
maden şirketi çeşitlenmeye başladı.
But like I said, it's all about how we diversify.
Ama dediğim gibi, bunların hepsi bizim çeşitliliğimizle ilgili.
Listen, we need to expand and diversify.
Dinle, büyümeye ve farklılığa ihtiyacımız var.
Results: 42, Time: 0.1039

Top dictionary queries

English - Turkish