DUSK in Turkish translation

[dʌsk]
[dʌsk]
alacakaranlık
twilight
dusk
crepuscular
akşam
tonight
evening
afternoon
dinner
p
p.m
supper
dusk
sabahtan akşama
karanlığa
dark
darkness
black
shady
blackness
darkened
hava karardığında
alacakaranlıkta
twilight
dusk
crepuscular
alacakaranlığa
twilight
dusk
crepuscular
akşama
tonight
evening
afternoon
dinner
p
p.m
supper
alacakaranlıktan
twilight
dusk
crepuscular
karanlığında
dark
darkness
black
shady
blackness
darkened

Examples of using Dusk in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We work from dawn until dusk.
Sabahtan akşama kadar çalışırız.
It is as beautiful as both dawn and dusk.
Hem şafak hem de alacakaranlık kadar güzel.
It means they're active at dawn and dusk.
Yani şafakta ve alacakaranlıkta aktifler.
He's in Crystal Cove doing research for the latest"Dusk" movie.
Crystal Coveda son Dusk filmi için araştırma yapıyor.
Partying from dawn to dusk.
Sabahtan akşama parti yapıyorlar.
Tomorrow at dusk. We will proceed with a direct frontal assault.
Cephe saldırısı yapacağız. Yarın akşam doğrudan.
They are insurmountable. Here, a bit to the East, is the Valley of Dusk.
Onlar aşılamaz. Biraz doğusunda, Alacakaranlık Vadisi bulunur.
Roger works from dawn to dusk.
Roger şafaktan alacakaranlığa kadar çalışır.
Helena sat there in the dusk.
Helena orada, alacakaranlıkta oturmuştu.
And I'm having the dusk mobile repainted.
Ve dusk cihazına yeniden bakım yapıldı.
Tom works from dawn to dusk.
Tom sabahtan akşama kadar çalışır.
And the only way through it is the Valley of Dusk.
Ve tek gidiş yolu Alacakaranlık Vadisi.
Tom worked from dawn to dusk.
Tom şafaktan alacakaranlığa kadar çalıştı.
You have until dusk to collect your things and leave this city.
Eşyalarını toplayıp şehirden ayrılmak için akşama kadar vaktin var.
Typical kathakali plays go on from dusk to dawn.
Şarkının klibi From Dusk Till Dawn filmindeki sahnelere gönderme yapmaktadır.
Right, boys. Here you work from dawn to dusk.
Tamam çocuklar, sabahtan akşama kadar çalışacaksınız.
A bit to the East, is the Valley of Dusk. They are insurmountable.
Onlar aşılamaz. Biraz doğusunda, Alacakaranlık Vadisi bulunur.
We should reach the city before dusk.
Alacakaranlıktan önce şehre varmamız gerek.
I don't know why you toil like that dusk till dawn.
Şafaktan alacakaranlığa neden ırgat gibi çalıştığını anlamıyorum.
You have until dusk to collect your things and leave this city.
Eşyalarını toplayıp şehri terk etmek için akşama kadar vaktin var.
Results: 135, Time: 0.0518

Top dictionary queries

English - Turkish