ENRAGED in Turkish translation

[in'reidʒd]
[in'reidʒd]
öfkeli
anger
rage
fury
temper
wrath
outrage
angry
kızdırdı
to be mad
to be angry
resenting
getting pissed
being pissed
upset
getting angry
to get sore
getting mad
anger
kızgın
angry
mad
upset
furious
fiery
pissed-off
sore
anger
fierce
pissed
sinirlenir
angry
to be mad
öfkelenen
anger
rage
fury
temper
wrath
outrage
angry

Examples of using Enraged in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Enraged Cao The defeat of Cao's forces.
Caonun birliklerinin mağlup edilmesi, Caoyu öFkeden çıIdırttı.
I am really enraged!
Gerçekten çok öfkeliyim!
Enraged, Victor killed him.
Öfkelenen Victor da onu öldürdü.
Corporations are taking human form? Am I the only person enraged by the fact that?
Kurumların insan şekli aldığı olgusuna öfkelenen tek kişi ben miyim?
Enraged, she throws it in the air.
Öfkelenmiş, havaya fırlatıyor kolyeyi.
Enraged at her disobedience, Sado Khan drew his sword.
Onun itaatsizliğine öfkelenen Sado Khan kılıcını çekti.
This enraged many in Mecca because they worshipped other gods.
Bu Mekkedeki birçok kişiyi öfkelendirmişti çünkü başka tanrılara tapıyorlardı.
Overkill. he wasn't able to carry the murder out as planned. He must be enraged.
Öfkelenmiş olmalı… cinayeti planladığı şekilde olmadı. Aşırı şiddet.
I will hand Danbyeok over to the enraged White Mountain Tribe.
Danbyeoku öfkeden kuduran Beyaz Dağ Kavmine vereceğim.
This enraged him, and he called in the fierce Jackal troops.
Küplere bindi… ve acımasız Çakal birliklerini göreve çağırdı.
Mary was enraged when she found out about the baby.
Mary bebeği öğrenince çok öfkelendi.
So many souls possessed by sin… that enraged me.
Günahla kirlenmiş birçok ruh beni öfkelendirdi.
Aye, and away went Claudio, enraged.
Evet ve Claudio öfkeden köpürerek gitti.
Defeat enraged your father.
Yenilgi babanı öfkelendirmişti.
He was ashamed and enraged.
Utandı ve öfkelendi.
Mother and father were enraged.
Annemle babam çok öfkelendi.
The fighting enraged the spirits.
Savaş, ruhları öfkelendirmişti.
Sex-addict soccer player, wife enraged. Imagine.
Seks bağımlısı futbolcunun eşi köpürdü. Hayal edelim.
We are shocked and enraged.
Şoka girdik ve öfkelendik.
Defeat enraged your father.
Yenilgi babanı öfkelendirdi.
Results: 100, Time: 0.0477

Top dictionary queries

English - Turkish