ENVIOUS in Turkish translation

['enviəs]
['enviəs]
kıskanç
jealous
envious
envy
possessive
kıskandım
jealous
envy
kıskanıyorum
i envy
i'm jealous
am envious
imreniyorsun
coveting
sararıp solmuş kederden doğ güzel güneş öldür kıskanç
kıskanmıştım
jealous
envy
gıpta ediyorum
i envy
i admire
hasetçinin haset

Examples of using Envious in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But my mother is a woman vicious, evil and envious.
Ama annem kötü, şeytani ve kıskanç bir kadın.
I'm a little envious.- Yeah. I must say, I'm.
Evet. Söylemeliyim ki, ben… ben biraz kıskanıyorum.
I'm sure. I was horribly envious of her!
Eminim.- Onu çok kıskanmıştım.
I'm envious. Would you like me to help you be like that?
Böyle olman için sana yardım edeyim mi? Çok kıskandım.
You bitter, envious little man.
Seni sert, kıskanç küçük adam.
I am so envious.
Çok kıskandım.
I'm just a little envious.
Sadece biraz kıskandım.
What? I'm so envious.
Ne? Çok kıskandım.
Envious, am I?
Kıskançlık, ben mi?
You realize that Julie's a bit envious, don't you?
Julienin biraz kıskançlaştığının farkındasın, değil mi?
You have always been envious of me, haven't you?
Beni her zaman kıskandın, değil mi?
She was always in fights, envious and imitates people.
İnsanları kıskanırdı onları taklit ederdi ve sürekli kavga ederdi.
Envious maybe?
Belki imrenmişsindir?
I suddenly realized I was very excited and envious of her.
Birden, çok heyecanlandığımı ve onu kıskandığımı fark ettim.
Yeah, we're thrilled for you, envious, in fact.
Evet, sizin adınıza çok mutlu olduk, kıskandık aslında.
Not jealous. Rather, envious.
Kıskanma değil, daha doğrusu imrenme.
always envious.
He said he's envious of Japan for having such beautiful ladies.
Böylesine güzel hanımları olduğu için… Japonyayı kıskandığını söyledi.
And I was never envious of anything that you had.
Sahip olduğun hiçbir şeyi asla kıskanmadım.
I was so envious of you and Jen.
Sen ve Jeni çok kıskanıyordum.
Results: 136, Time: 0.0649

Top dictionary queries

English - Turkish