EVERY CAMERA in Turkish translation

['evri 'kæmərə]
['evri 'kæmərə]
her kamera
every camera
tüm kameraları
on all the camera
all the surveillance
bütün kameraları
all the camera
all CCTV
tüm kameraların
on all the camera
all the surveillance

Examples of using Every camera in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I bought every camera I could find.
Bulabildiğim tüm kameraları satın aldım
But we're shooting our big dogfight sequence this week, and I need two more, desperately. I already bought every camera I could find.
Daha ihtiyacım var. Bulabildiğim tüm kameraları satın aldım ama savaş sahnesi için iki kameraya..
With my new law, every camera in the nation, as well as millions of mobile units, have been linked directly into ODIN.
Bu yasa ile birlikte, ülkedeki her kamera, milyonlarca gezici birim ile birlikte, direkt olarak OSİA sistemine bağlıdır.
I already bought every camera I could find, but we're shooting our
Bulabildiğim bütün kameraları aldım, ama savaş sahnelerini çekiyoruz;
I already bought every camera I could find,
Bulabildiğim tüm kameraları satın aldım
we took every camera battery and tape we could find.
bulabildiğimiz bütün kamera pili ve kasetlerini aldık.
We took every camera battery and tape we could find. We raided a Big Stop.
Bir Big Stop mağazasını yağmaladık, bulabildiğimiz bütün kamera pili ve kasetlerini aldık.
I want every camera and roll of film taken out of the cupboard, logged, and taken to the station.
Dolaptan çıkan her fotoğraf makinesi ve film rulosunun kayda alınıp karakola götürülmesini istiyorum.
It's on every camera.
Her kamerada var.
We have lost every camera for six blocks.
Alti blok boyunca bütün kameralar gitti.
We have lost every camera for six blocks.
Altı blok boyunca bütün kameralar gitti.
Mobilize every camera and audio crew you can get.
Tüm kameraları ve bulabildiğin ses ekiplerini topla.
We got every camera, public and private, in the neighborhood.
Bu civardaki özel ve genel her yerde kameralarımız var.
Yeah. He has his phone tapped into every camera.
Tabii ya. Telefonu tüm kameralara bağlı.
It's not my fault they turned away from every camera.
Bütün kameralara arkalarını dönmeleri benim suçum değil.
Oh, yeah. He has his phone tapped into every camera.
Tabii ya. Telefonu tüm kameralara bağlı.
He has his phone tapped into every camera. Oh, yeah.
Tabii ya. Telefonu tüm kameralara bağlı.
When Zack's explosion set off the alarms, every camera failed.
Zack patladığında, tüm alarmlar çalıştı binadaki tüm güvelik kameraları bozuldu.
All right, let's run a check on every camera their crew installed.
Pekala, onların kurduğu her kamerayı kontrol edelim.
There's a system listening through every microphone, watching through every camera.
Tüm mikrofonlardan bizi dinleyen, tüm kameralardan bizi izleyen bir sistem var.
Results: 524, Time: 0.06

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish