EXPANDING in Turkish translation

[ik'spændiŋ]
[ik'spændiŋ]
genişleyen
to expand
expansion
büyüyor
grow up
growth
to expand
bigger
being raised
expansion
to grown-up
büyütmeyi
raise
grow
bringing up
enlarging
to expand
making
enlargement
bigger
to nurture
genleşen
genişliyor
to expand
expansion
genişletmek
to expand
expansion
genişletme
to expand
expansion
büyümek
grow up
growth
to expand
bigger
being raised
expansion
to grown-up
büyümesi
grow up
growth
to expand
bigger
being raised
expansion
to grown-up

Examples of using Expanding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Transit workers found the body expanding the subway.
İşçiler metro genişletilmesi sırasında ceset buldular.
You really should think about expanding your palate, Sam.
Damak tadını genişletmeyi gerçekten düşünmelisin Sam.
They started expanding 18 months ago, contracts all round the world.
Ay önce genişlemeye başladılar, dünyanın her yerinde anlaşmalar yaptılar.
For a while now, Garrett and I have been talking about expanding the agency.
Garrettle uzun süredir genişlemeye düşünüyorduk. Ajans için yeni bir şube açacağız.
We are doing one thing expanding.
Yalnızca genişleme işini yapıyoruz.
I was thinking of expanding, and I'm gonna need some people on the outside.
Bunu genişletmeyi düşünüyordum ve dışarıda bazı adamlara ihtiyacım olacak.
How about expanding the library.
Kütüphaneyi genişletmeye ne dersin.
And through expanding the wormhole, we were able to transport into the past.
Ve solucan deliği genişleyince geçmişe dönmeyi başardık.
Chest expanding normally on both sides.
Göğüs genişlemesi iki tarafta da normal.
Concentrate on expanding her lungs.
Akciğerlerini genişletmeye odaklanın.
Four other Balkan countries seek accession into the expanding bloc.
Genişleme sürecindeki bloğa katılmaya çalışan dört Balkan ülkesi daha var.
I will protect my brother's pride by expanding your business.
Bu işi genişleterek abimin gururunu koruyacağım.
Debating the liabilities and virtues of expanding our family.
Ailemizin genişlemesinin yükümlülükleri ve erdemlerini tartışmak.
No. I'm thinking about expanding.
Genişletmeyi düşünüyorum.- Hayır.
You need to think about expanding. But at times when you run a business.
Genişlemeyi de düşünmen gerekir. Ama iş hayatında bazen.
Like to talk with you about expanding our efforts.
Çabalarımızın genişletilmesi konusunda sizinle konuşmak istiyorum.
Scientists used to think the expanding universe was slowing down.
Bilim insanları… genişlemekte olan evrenin yavaşladığını düşünüyorlardı… fakat bunu ispatlayacak bir yol yoktu.
He might consider expanding my living space. If I could describe it to Captain Archer.
Yaşam alanımı genişletmeyi düşünebilir. Eğer bunu Kaptan Archera tanımlarsam.
It begins with a boy in Bavaria who dreamt of expanding the capabilities of the human body.
Insan vücudunun yeteneklerini genişletmeyi hayal etti. Bavyerada bir çocukla başlar.
Imagine it expanding?
Genişlediğini hayal etmek mi?
Results: 540, Time: 0.074

Top dictionary queries

English - Turkish