EXTRA DAY in Turkish translation

['ekstrə dei]
['ekstrə dei]
fazladan bir gün
extra day
one more day
bir gün daha
another day
one more day
ekstra bir gün
extra day
bir gün fazla
an extra day
a day longer than
gününe hazırlanmak için en azından fazladan
fazladan bir günümüz
extra day
one more day
fazladan bir günlük
bir günün daha olacak

Examples of using Extra day in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Didn't intend to spend an extra day in New York.
New Yorkta bir gün daha geçirmeyi planlamıyordum.
I wasn't aware I had an extra day.
Fazladan bir günüm olduğunun farkında değildim.
We stayed an extra day in Laredo so she could have them again.
Yiyebilsin diye Laredoda bir gün fazladan kalmıştık.
Take an extra day off.
Bir gün fazladan izin al.
After receiving the phone call from Jordan's mother. We needed an extra day.
Jordanın annesi arayınca bir güne daha ihtiyacımız oldu.
We will need an extra day to configure the weapon, then it's all yours.
Silahın mekanizmasını anlamak için bir güne daha ihtiyaç var, sonra sizindir.
We even waited an extra day. I'm sorry.
Üzgünüm. Bir gün fazladan da bekledik.
We even waited an extra day. I'm sorry.
Bir gün fazladan da bekledik. Üzgünüm.
We will wait an extra day to be sure.
Emin olmak için bir ekstradan bir gün bekliyeceğiz.
Of course, complications set in. That will naturally take an extra day.
Tabii.- Doğal olarak o da, ekstradan bir gün demek.
One loner, one extra day. Room 186.
Oda 186. Bir yalniz, bir ekstra gün.
Room 186. One loner, one extra day.
Oda 186. Bir yalniz, bir ekstra gün.
I need this extra day, desperately.
Ümitsizce, ekstra güne ihtiyacım var.
You're paying an extra day.
Ekstra gün parası ödeyeceksin.
I may need an extra day or two.
Fazladan bir kaç güne daha ihtiyacım olabilir.
Made us stay an extra day.
Fazladan bir gün daha kalmıştık.
I count that extra day.
O ilave günü de sayıyorum.
I'm gonna give him an extra day of crying.
Ağlamak için ona fazladan bir gün daha vereceğim.
I might stay an extra day.
Belki bir gün daha fazla kalabiliriz.
The chief justice has a wedding in Bermuda, and he wants the extra day.
Danıştay Başkanının Bermudada düğünü varmış, ekstra bir gün daha istedi.
Results: 97, Time: 0.0536

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish