FAINTING in Turkish translation

['feintiŋ]
['feintiŋ]
bayılma
fainting
love
to pass out
knocked out
to collapse
baygınlık
unconscious
out cold
faint
passed out
knocked out
swooning
passed-out
syncope
unconsciousness
languid
bayılmak
fainting
love
to pass out
knocked out
to collapse
bayılmaya
fainting
love
to pass out
knocked out
to collapse
bayılıyormuşum
bayılmayı
fainting
love
to pass out
knocked out
to collapse

Examples of using Fainting in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Fainting. What's fainting?
Bayılmak. Bayılmak ne?
Now I sometimes feel like fainting.
Bazen bayılacak gibi oluyorum.
That explains the choking and fainting.
Bu da yutma güçlüğünü ve bayılmayı açıklar.
bad taste and fainting?
tat alma bozukluğu ve bayılmaya ne neden olur?
Miss Michelangelo, can you please rehearse the fainting scene?
Pekâlâ Bayan Michelangelo, bayılma sahnesini prova edebilir misin?
Ooh! Hey! They call this fainting weather.
Selam! -Ooh! Buna baygınlık havası derler.
Fainting isn't evidence of anything.
Bayılmak hiçbir şeyin kanıtı değildir.
Maybe I should start fainting in front of firehouses.
Belki de itfaiye binalarının önünde bayılmaya başlamalıyım.
I'm thinking about fainting, just for something to do.
Yapacak bir şey yok diye bayılmayı düşünüyorum.
I feel like fainting when I see spiders hanging in the air.
Havada sallanan bir örümcek görünce bayılacak gibi olurum.
Hydrofluoric acid. Lowers his calcium, causes the fainting and taste issue.
Kalsiyum seviyesini düşürüp bayılma ve tat bozukluğuna neden olur. Hidroflorik asit.
They call this fainting weather. Hey!- Ooh!
Selam! -Ooh! Buna baygınlık havası derler!
I think fainting might be more romantic than choking.
Sanırım bayılmak boğulmaktan romantik olabilir.
Except for dizziness, nausea and fainting.
Baş dönmesi, mide bulantısı… ve bayılmayı saymazsak.
It could cause arrhythmia and fainting.
Ritim bozukluğuna ve bayılmaya sebep olur.
And frankly, Angela… you just don't strike me as the fainting type.
Açıkçası Angela… bana pek de bayılacak biri gibi görünmüyorsun.
It's been ten days since I began to have nosebleeds and fainting spells.
Burun kanamaları ve bayılma nöbetleri başlayalı on gün oldu.
Fainting in Wallmans does kind of qualify me as a loser.
Kaybeden kategorisine sokuyor… Wallmansda bayılmak, beni kesinlikle.
Well, fainting isn't uncommon on Ceremony nights. Yes.
Evet. Seremoni gecelerinde bayılma çok sık görülür.
Yes. Well, fainting isn't uncommon on Ceremony nights.
Evet. Seremoni gecelerinde bayılma çok sık görülür.
Results: 129, Time: 0.0756

Top dictionary queries

English - Turkish