FINS in Turkish translation

[finz]
[finz]
yüzgeçleri
fin
flipper
paletler
palette
pallet
flippers
fins
track
yüzgeçlerini
fin
flipper
yüzgeçler
fin
flipper
palet
palette
pallet
flippers
fins
track
yüzgeci
fin
flipper

Examples of using Fins in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Because she lived under water, she had fins for legs and a pretty torso.
Suyun altında yaşadığı için bacaklarında yüzgeçleri ve güzel bir gövdesi varmış.
Calm down. Alternate wiggling your fins and your tail.
Yüzgeçlerini ve kuyruğunu aksi yönde çırp. Sakin ol.
Everywhere I looked, there were fins.
Baktığım her yerde yüzgeçler vardı.
It's not just shark fins.
Sadece köpek balığı yüzgeci değil.
They got this white skin and these red eyes and these huge fins.
Beyaz derililerdi Kırmızı gözleri ve dev yüzgeçleri vardı.
Alternate wiggling your fins and your tail. Calm down.
Sakin ol. Yüzgeçlerini ve kuyruğunu alternatif salla.
They added mobile fan-shaped fins and assumed a multitude of different forms.
Buna hareketli, yelpaze gibi katlanan ve daha bir çok şeklindeki yüzgeçler eklendi.
Enjoy the food, Curtis, I will go get the shark fins.
Afiyet olsun Curtis, köpekbalığı yüzgeci getireyim.
These sharks have no fins.
Bu köpekbalıklarının yüzgeçleri yok.
Alternate wiggling your fins and your tail. Calm down.
Yüzgeçlerini ve kuyruğunu aksi yönde çırp. Sakin ol.
Shay: Everywhere i looked, there were fins.
Baktigim her yerde yüzgeçler vardi.
They cut off the fins and throw the shark back to die.
Ve köpekbalığını ölüme geri at. Yüzgeçleri kestiler.
Calm down. Alternate wiggling your fins and your tail.
Sakin ol. Yüzgeçlerini ve kuyruğunu alternatif salla.
Everywhere I looked, there were fins.
Baktigim her yerde yüzgeçler vardi.
Ariel? 艾莉兒 Oh, somebody's got to nail that girl's fins to the floor?
Biri o kızın yüzgeçlerini yere çivilemeli. Ariel?
If God intended us to swim underwater, he would giving us fins.
Tanrı, bizi sualtında yüzdürmek niyetinde olsaydı, bize yüzgeçler verirdi.
Ariel? Somebody's got to nail that girl's fins to the floor?
Biri o kızın yüzgeçlerini yere çivilemeli. Ariel?
If God intended us to swim underwater, he would have given us fins.
Tanrı, bizi sualtında yüzdürmek niyetinde olsaydı, bize yüzgeçler verirdi.
Ariel? Oh, somebody's got to nail that girl's fins to the floor?
Biri o kızın yüzgeçlerini yere çivilemeli. Ariel?
Come on, Stormy fins.
Haydi, fırtınalı yüzgeçler.
Results: 150, Time: 0.0569

Top dictionary queries

English - Turkish