FLIRTING in Turkish translation

['fl3ːtiŋ]
['fl3ːtiŋ]
flört
date
flirt
flirtation
courtship
datin
kur yaptın
oynaşman
to fool around
making out
to play with
it's romping
canoodling
kırıştırırsan
cilveleşmeyi
flörtleşme
date
flirt
flirtation
courtship
datin
flörtü
date
flirt
flirtation
courtship
datin
flörtün
date
flirt
flirtation
courtship
datin
kur yapmasını
kur yapmayı

Examples of using Flirting in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yes, I learned about the flirting trifecta.
Evet, flörtleşme üçlüsünü öğrendim.
I miss flirting with cops.
Polislere kur yapmayı özledim.
I know he's here.- Stop flirting.
Burada, biliyorum.- Flörtü kes.
I mean, she's flirting right in front of you.
Yani, gözünün önünde flört ediyor.
It requires primarily nonverbal interactions. Flirting.
Flörtleşme, ön planda sözel olmayan etkileşimleri gerektiriyor.
Stop flirting. Request immediate air support.
Acil hava desteği yollayın. Kesin flörtü.
You see, Butters, women know that they can make men do anything by flirting.
Anlıyormusun, Butters, kadınalr erkeklere flört ederek istedikleri herşeyi yaptırabilirler.
Wish they would had that when I was young. Flirting lessons.
Flörtleşme dersleri, keşke benim gençliğimde de olsaydı.
Stop flirting.
Kesin flörtü.
Breathless flirting.
Nefes kesici flörtleşme.
Flirting and twinkling with that ghastly travelling salesman.
O dehşetli seyahat eden satıcı ile flörtleşme ve göz kırpmalar.
It's like 8 Mile, but with flirting.
Mil gibi ama flörtleşme ile.
You still are. No flirting with the patients.
Hastaya kur yapmak yok.
Who started the flirting?
Kim flörte başladı?
Cause you… you keep leading her on with all your stupid flirting.
Çünkü şu aptal flörtleşmenle onun önüne geçiyorsun.
Anything else about the murder victim besides smoking and flirting?
Maktulle ilgili sigara ve flörtten başka bir şey var mı?
Stop flirting and get him in here.
Flörtleşmeyi bırak da getir onu buraya.
Some are obsessed with flirting.
Bazıları flörte takıntılıdır.
Screw your flirting.
Flörtüne sokayım.
Please, don't start flirting.
Lütfen cilveleşmeye başlamayın.
Results: 367, Time: 0.0534

Top dictionary queries

English - Turkish