FORMULA in Turkish translation

['fɔːmjʊlə]
['fɔːmjʊlə]
formül
formula
recipe
formulation
formülü
formula
recipe
formulation
maması
food
formula
treat
kibble
to feed
's feeding
num-num
's feedin
mama
food
formula
treat
kibble
to feed
's feeding
num-num
's feedin
formülünü
formula
recipe
formulation
formülün
formula
recipe
formulation
mamayı
food
formula
treat
kibble
to feed
's feeding
num-num
's feedin
mamaya
food
formula
treat
kibble
to feed
's feeding
num-num
's feedin

Examples of using Formula in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Crib, diapers. Formula. Cole was getting ready to play daddy.
Yatak, çocuk bezi, mama. Cole babalık yapmaya hazırlanıyormuş.
places we can hit, look for bullets and formula.
İçinde mermi ve mama bulabileceğimiz yerler var.
But you're gonna have to tell us how you found us and why you were carrying formula.
Ama bizi nasıl bulduğunu ve neden mama getirdiğini söylemen gerek.
Hi! I'm Frankie from formula storage.
Selam! Ben mama deposundan Frankie.
natural breast milk. No formula.
sağlıklı anne sütü. Mama yok.
Find whoever downloaded my formula.
Formülümü kimin aldığını öğren.
You're aware there are others willing to give me a tidy sum for my formula.
Diğerlerinin de formülüm için bana ufak bir şeyler vermek istediğinin farkındasındır.
Tetrabutylammonium is a quaternary ammonium cation with the formula.
Amonyum NH4+ formülüyle gösterilen bir katyon köktür.
I will explain with a formula.
Bir formülle açıklamaya çalışacağım.
My formula cannot fail.
Formülümün işe yaramamasına imkan yok.
It's part of my formula.
Özel formülümün bir parçası.
Jimmy back my formula"?
Ceriver formülümü bana'' mı?
With that formula, I could rule the world!
O formülle, dünyaya hükmedebilirim!
No, that guy's about to grab the painting with the formula.
Hayır, şu herif formülle birlikte o tabloyu almak üzere.
I was hoping my formula would create more than a visible presence.
Formülümün görsel bir varlık yaratmaktan daha fazlasını yapacağını düşünmüştüm.
Once I have perfected my formula, I can repair the damage.
Formülümü bir kez mükemmel hale getirince hasarı onarabilirim.
Our formula, remember, was N times N plus 1 over 2.
Formülümüz neydi, hatırlayın. N çarpı'' N artı 1'', bölü 2.
Pepsodent's new improved formula cleans teeth whiter than ever.
Pepsodentin yeni geliştirilmiş formülüyle dişleriniz artık daha beyaz.
Gonna have to re-jigger the formula bit though.
Üstelik formülden bir ölçek daha aldı.
We were able to isolate an antibody and manufacture a vaccine using Orlin's formula.
Antivirüsü ayırmayı ve Orlinin formülüyle bir aşı geliştirmeyi başardık.
Results: 2724, Time: 0.0533

Top dictionary queries

English - Turkish