FOUND GOD in Turkish translation

[faʊnd gɒd]
[faʊnd gɒd]
tanrıyı bulmuş
tanrıyı bulan
tanrıyı keşfetti
tanrıyı buldum

Examples of using Found god in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I guess. Well, I thought all jailbirds found God.
Sonunda bütün hapishane kuşları Tanrıya ulaşır. Sanırım öyle.
My brother-in-law found God at the age of 30.
Üvey kardeşim otuz yaşında tanrısına kavuştu.
And then those who have found god.
Bir de, Tanrıyı bulanlar var.
What you may not know is that Favelloni has found God, and he intends to defend himself,
Bilmediğin ise, Favelloninin Tanrıyı bulmuş olması. Ayrıca inanç kalkanı
Found God, Buddha, or some African shaman, but at the end of the day, your hands are still dirty. You know, you may think you have gone clean.
Tanrıyı bulmuş, Buddhaya ya da ne bileyim bir Afrika şamanına bağlanmış olabilirsin… ama günün sonunda ellerin yine de kirli kalacak. Temizlendiğini düşünebilirsin.
I guess everyone deals with it differently. King threw himself into his business. I found God.
Sanırım herkes değişik şekilde başa çıkıyor King kendini işe verdi ben Tanrıyı buldum.
The shell of a man who I once worshiped. But you found God, and became.
Ama sen Tanrıyı buldun ve… bir zamanlar benim taptığım adamın müsveddesi oldun.
You know, you may think you have gone clean, found God Buddha or some African shaman but at the end of the day, your hands are still dirty,
Temizlendiğini düşünebilirsin. Tanrıyı bulmuş, Buddhaya ya da ne bileyim bir Afrika şamanına bağlanmış olabilirsin ama günün sonunda ellerin yine
You know, you may think you have gone clean, found God… Buddha or some African shaman… but at the end of the day, your hands are still dirty, always will be.
Tanrıyı bulmuş, Buddhaya ya da ne bileyim bir Afrika şamanına bağlanmış olabilirsin… ama günün sonunda ellerin yine de kirli kalacak.
You know, you may think you have gone clean, but at the end of the day, your hands are still dirty. found God, Buddha, or some African shaman.
Tanrıyı bulmuş, Buddhaya ya da ne bileyim bir Afrika şamanına bağlanmış olabilirsin… ama günün sonunda ellerin yine de kirli kalacak. Temizlendiğini düşünebilirsin.
Finding God changed him.
Tanrıyı bulmak onu değiştirdi.
Like finding God.
Tanrıyı bulmak gibi.
Then he goes home, and finds God.
Sonra eve dönmüş ve Tanrıyı bulmuş.
All of a sudden, you find God and my life is ruined?
Birdenbire, sen tanrıyı buldun, benim hayatım da bitti mi?
Find God.
Tanrıyı bulmak.
You find God?
Tanriyi mi buldun?
It's not that I didn't wanna find God.
Tanrıyı bulmak istemediğimden değildi, istedim.
We have to find God first. It's just.
Önce Tanrıyı bulmak zorundayız. Sadece.
We hit the road. You want to go on a road trip, find god.
Yollara düşüp, Tanrıyı bulmak istedin… biz de yollara düştük.
You want to go on a road trip, find god, we hit the road.
Yollara düşüp, Tanrıyı bulmak istedin… biz de yollara düştük.
Results: 42, Time: 0.0444

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish