GLANCES in Turkish translation

['glɑːnsiz]
['glɑːnsiz]
bakışlar
look
see
glance
view
glimpse
stare
vision
eyes
gaze
perspective
bakmak
look
to see
take care
to check
stare
watch
lookin
peeking
bakışları
look
see
glance
view
glimpse
stare
vision
eyes
gaze
perspective
bakış
look
see
glance
view
glimpse
stare
vision
eyes
gaze
perspective
bakışlarını
look
see
glance
view
glimpse
stare
vision
eyes
gaze
perspective

Examples of using Glances in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Masquerade! Burning glances turning heads… Masquerade!
Maskeli balo! savrulan başlar… Maskeli Balo! Alevlenen bakışlar.
Masquerade! Burning glances, turning heads.
Maskeli balo Yanan bakışlar Dönen başlar.
Burning glances, turning heads Masquerade!
Maskeli balo Yanan bakışlar Dönen başlar!
Burning glances, turning heads Masquerade!
Savrulan başlar… Maskeli Balo! Alevlenen bakışlar.
Facing glances.
Karşılaşan bakışlar.
They can exchange sly glances and whispers.
FısıItılar ve sinsi bakışlarla değiş tokuş ederler.
And I'm keeping the chest glances to a minimum.
İnsanların göğsüne bakmayı minimumda tutuyorum.
We exchange glances.
Bakışımız değişti.
Living with someone else's wife… Avoiding the glances of people in the apartment.
Başkasının karısı ile yaşamak aynı apartmanda insanların bakışından kaçmak çok zor biliyorum.
I don't want you giving me any knowing glances.
Bana bilmiş bilmiş bakmanı istemiyorum.
And there was Georgia, caressing him with her smiles and tender glances.
Georgia, yumuşak tebessümü ve bakışlarıyla onu okşuyordu.
Sideways glances, the secret smiles,
Yandan bakış attım, gizlice gülümsedim,
Except for flirty glances.
Cilveli cilveli bakışlar atmak dışında.
They exchanged glances. How could she avoid him here?
Karşılıklı bakıştılar.- Burada ondan nasıl kaçabilir ki?
Secret glances.
Gizli gizli bakışmalar.
Past the point of no return- no backward glances.
Geri dönüş noktasını aştın. Artık arkana göz atmak yok.
They met, they exchanged glances.
Karşılaştılar.- Karşılıklı bakıştılar.
Secret glances. No.
Hayır. Gizli gizli bakışmalar.
No. Secret glances.
Hayır. Gizli gizli bakışmalar.
I threw photo novel glances in both.
İkisinde de fotoroman bakışı attım.
Results: 71, Time: 0.0589

Top dictionary queries

English - Turkish