HE EARNED in Turkish translation

[hiː 3ːnd]
[hiː 3ːnd]
kazandı
win
to earn
to make
gain
to buy
to achieve
to be a winner
haketti
deserve
hak etti
to deserve
earn
to qualify
to justify
you
kazanıyordu
won
making
earned
kazandığı
win
to earn
to make
gain
to buy
to achieve
to be a winner
kazanmıştır
win
to earn
to make
gain
to buy
to achieve
to be a winner
kazanmış
win
to earn
to make
gain
to buy
to achieve
to be a winner

Examples of using He earned in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Didn't dad ruin everything he earned on his own?
Babam tüm kazandıklarını tek başına mahvetti?
Do you know how much he earned?
Ne kadar kazandığını biliyor muydunuz?
Do you know how much he earned?
Ne kadar kazandığını biliyor musunuz?
Jeong-in, you know, he earned money by translating when he was in university.
Jeong-in, biliyor musun, zamanında çok iyi para kazanmıştı üniversitede tercüme yapıyordu.
He earned no more than ten dollars a day.
Günde on dolardan fazla kazanmıyordu.
He earned every penny.
Her kuruşunu haketmişti.
With what he earned, working six hours.
Altı saat çalışarak kazandığıyla.
But he earned almost nothing.
Ama neredeyse hiçbir şey kazanmamış.
I knew he earned no more than $1,800 a year.
Yılda 1800 dolardan fazla kazanmadığını biliyordum.
Every person, for what he earned, is retained.
Her kişi kendi kazandığına karşılık bir rehindir.
He earned handsomely.
İyi para kazanmış.
That was before he earned my trust.
O güvenimi kazanmadan önceydi.
Douglas, I guess it's because he earned it.
Çünkü Douglas, o bunu hak ediyor.
Why? Well, Douglas, I guess it's because he earned it.
Neden? Çünkü Douglas, o bunu hak ediyor.
Through the sort of culture shock He earned his scholarship you and I can't even really imagine. and he fought hard to keep it with the odds stacked against him.
Tüm ihtimaller ona karşıyken burs kazandı… ve hayal edemeyeceğimiz bir kültür şoku içinde bu bursu elinde tutmak için savaştı.
He earned his scholarship with the odds stacked against him, and he fought hard to keep it through the sort of culture shock you and I can't even really imagine.
Tüm ihtimaller ona karşıyken burs kazandı… ve hayal edemeyeceğimiz bir kültür şoku içinde bu bursu elinde tutmak için savaştı.
Nothing was very reputable but he earned enough money for me not to have to work the game.
Hiçbir iş yeterince saygın değildi, fakat benim çalışmamamı sağlayacak kadar… para kazanıyordu.
He earned his scholarship and he fought hard to keep it through the sort of culture shock with the odds stacked against him, you and I can't even really imagine.
Tüm ihtimaller ona karşıyken burs kazandı… ve hayal edemeyeceğimiz bir kültür şoku içinde bu bursu elinde tutmak için savaştı.
By the medals he earned during his stint with the military, some would say he's a hero.
Orduyla iş yaparken cimriliğinden kazandığı madalyalarına bakarak onun bir kahraman olduğunu söyleyenler olabilir.
And he fought hard to keep it He earned his scholarship through the sort of culture shock you and I can't even really imagine. with the odds stacked against him.
Tüm ihtimaller ona karşıyken burs kazandı… ve hayal edemeyeceğimiz bir kültür şoku içinde bu bursu elinde tutmak için savaştı.
Results: 81, Time: 0.053

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish