HAS EARNED in Turkish translation

[hæz 3ːnd]
[hæz 3ːnd]
kazandı
win
to earn
to make
gain
to buy
to achieve
to be a winner
hak etti
to deserve
earn
to qualify
to justify
you
kazandırdı
win
to earn
to make
gain
to buy
to achieve
to be a winner
kazandığı
win
to earn
to make
gain
to buy
to achieve
to be a winner
kazanmış
win
to earn
to make
gain
to buy
to achieve
to be a winner
hak etmedi
to deserve
earn
to qualify
to justify
you
kazancından
gain
profit
win
of acquisition
earnings
yield
earning
income
benefits
proceeds
girişilen
the sake
the acts
debate has earned
has earned
bagliligin

Examples of using Has earned in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
That God may repay each soul according to what it has earned.
Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için onları diriltecektir.
That Allah may requite each person according to what he has earned.
Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için onları diriltecektir.
So that Allah may reward every soul for what it has earned.
Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için onları diriltecektir.
And that is the tribute that this man has earned.
Bu adamın hak ettiği saygı duruşu bu.
German Field Marshal Kesselring has earned a reputation as one of our few.
Alman Marshal Kesselring sayesinde ün kazandılar.
This man has earned his freedom by fighting to the death.
Bu adam, özgürlüğünü hayatı için döğüşerek kazanmıştır.
And the stress from this unfortunate incident has earned me some time off.
Ve bu bahtsız hadiseden gelen stres zaman kazanmamı sağladı.
You don't think Henry has earned my love?
Henrynin benim sevgimi kazanmadığını düşünüyorsun?
The blood of our comrades has earned us a place alongside you, General.
Yoldaşımız kan, sizinle birlikte bize Genel bir yer kazanmıştır.
So, you think that a pope has earned a place at this table.
Yani şimdi, papanın bu masada bir yer hak ettiğini düşünüyorsunuz.
My allegiance to you has earned me nothing.
Sana olan sadakatim bana bir şey kazandırmadı.
I'm just saying everyone here has earned this.
Buradaki herkesin bunu kazandığını söylüyorum sadece.
Has earned that title. Each and every one of you.
Ayrı ayrı hepiniz… bu unvanı hak ettiniz.
That bitch has earned that scowl.
Bu kaltak, somurtmayı hak etmiş.
No one has earned it more than me.
Kimse benim kadar hak etmemiştir bunu.
When the Head Girl has earned my respect, then I will shake her hand, biatch.
Elini sıkarım, sürtük. Başkan kız saygımı kazandığında.
And how will he know who has earned how much from how many calls?
Hem kimin kaç aramadan ne kadar kazandığını nasıl bilecek?
That Allah may requite each person according to what he has earned.
Bu azap, Allahın her nefsi kendi kazandığıyla cezalandırması içindir.
After 20 years' experience Jackie has earned the right to make her own schedule.
Senelik tecrübesi sebebiyle Jackienin kendi programını hazırlama hakkı var.
Jackie has earned the right to make her own schedule. After 20 years' experience.
Senelik tecrübesi sebebiyle Jackienin kendi programını hazırlama hakkı var.
Results: 91, Time: 0.0479

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish