HEAVY THINGS in Turkish translation

['hevi θiŋz]
['hevi θiŋz]
ağır şeyler
heavy things
ağır eşyaları
heavy stuff
ağır şeyleri
heavy things
ağır şey
heavy things

Examples of using Heavy things in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Oh, no. I had to carry heavy things yesterday.
Hayır. Dün ağır bir şeyler taşıdım hepsi bu.
Someone who's seen you carry heavy things in there late at night.
Gece geç saatte oraya ağır bir şeyler taşıdığını gören biri.
And like all heavy things it's actually slowing down time.
Ve tüm ağır nesneler gibi, o da aslında zamanı yavaşlatıyor.
He sing and lift heavy things.
Şeyler kaldırır. Şarkı söyler ve ağır.
Curiously heavy things, guns.
Silah tuhaf bir şekilde ağır bir nesnedir.
Curiously heavy things, guns.
Silah tuhaf bir sekilde agir bir nesnedir.
I'm gonna reach for the bowls and I'm gonna move the heavy things, and you're gonna let me talk to the cops.
Kaseye uzanacağım ağır şeyler kaldıracağım ve polislerle konuşma işi de benim.
We don't know. You shouldn't carry heavy things until your wounds mend, Mr. Hickey.
Yaralarınız iyileşene kadar ağır şeyler taşımamalısınız Bay Hickey.- Bilmiyoruz.
Chuck, the other night, you said some pretty heavy things about Sarah, about her not being the one.
Chuck, geçen gece Sarah ile ilgili çok ağır şeyler söyledin… Onun'' o'' olmadığı hakkında.
Others, to lift heavy things, but you, Terrance Boden,
Bazıları ise ağır şeyler taşımak için. ama sen,
When they're picking up heavy things and moving them, like pianos or… their egos. And sure, I think that men are at their best.
Egolarının en iyi olduğunu düşünüyorum. piyano gibi Ve tabi, erkekler ağır şeyler aldıklarında ve onları taşıdıklarında.
I carried heavy things.
Tamirhaneme gittim ve ağır şeyler kaldırdım.
So I had to do all the organizing She's too old for me to boss around, and carry all the heavy things.
O yüzden bütün düzenlemeleri yapmak Patronluk taslayamayacağım kadar yaşlı ve tüm ağır şeyler taşımak zorunda kaldım.
And yet, if I have learned anything in nearly 12 years now of dragging heavy things around cold places, it is that true, real inspiration
Ama yine de, eğer neredeyse 12 yıl boyunca ağır şeyleri soğuk yerlerde sürüklemekten öğrendiğim bir şey var sa,
Heavy thing!
Ağır şey!
The-the heavy thing, yes.
Şu ağır şey, evet.
And the heaviest thing you ever have to lift around here… is a clipboard.
Ve buralarda kaldıracağın en ağır şey… bir zımba.
It was a dreadful, heavy thing.
Son derece ağır bir şeydi.
And you don't want to carry this heavy thing around with you all day?
Bu ağır şeyi bütün gün yanında taşımak istemezsin değil mi?
Why did you insist on bringing that heavy thing?
Niye inatla o ağır şeyi aldın?
Results: 72, Time: 0.0414

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish