HOT SPRING in Turkish translation

[hɒt spriŋ]
[hɒt spriŋ]
kaplıca
spa
hot spring
sıcak bir kaynak
hot spring
sıcak su
hot water
warm water
kaplıcaya
spa
hot spring
sıcak baharı
hot spring

Examples of using Hot spring in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It will be my very own hot spring.
Kendime ait bir kaplıcam olacak.
You're fantasizing about your own hot spring, aren't you!
Kendine ait bir kaplıcayı hayal ediyorsun değil mi?
But for a tourist area, you need a hot spring.
Ama turistik alanlarda sıcak kaynaklara ihtiyaç duyulur.
There's an underground hot spring.
Yeraltında sıcak kaynak var.
Hot spring?
Kaplıcaya mı?
It's an ancient hot spring!
Bu eski bir kaplıca!
Hot spring, here we come!
Onsen, bekle biz geliyoruz!
I know a good hot spring near here.
Yakında iyi bir kaplıca var.
Your own hot spring.
Kendine ait bir kaplıca.
Couldn't let him get to 78 degrees without the venom, and now we can't let him get to 98 without those hot spring fumes.
Zehir olmadan 25 dereceye gelmesine izin veremezdik şimdi de o kaplıca dumanı olmadan 36 olmasına izin veremeyiz.
The hot spring snake is unique to Tibet
Sıcak su yılanı Tibete özgü bir hayvandır
The area is a popular vacation area and several hot spring resorts can be found in the hills above the lake.
Göl popüler tatil bölgesi olup üstündeki tepelerde birçok kaplıca yer almaktadır.
the biggest beaches in Asia along with Dongbaek Island, Moonrise Hill, Hot spring, Oryuk Island.
Moonrise Tepesi Hot spring ve Oryuk Adasıyla beraber Asyadaki en büyük kumsala sahip.
Having just passed the sun, gasses in the comet's icy core will be heating up like a hot spring.
Güneşin yanından geçeceği için… kuyruklu yıldızın göbeğindeki gazlar kaplıca gibi kaynayacak.
Moonrise Hill, Hot spring, Oryuk Island. Haeundae has one of the biggest beaches in Asia.
Moonrise Tepesi… Hot spring ve Oryuk Adasıyla beraber… Asyadaki en büyük kumsala sahip.
Tom put a Band-Aid over his small tattoo of a spider so he would be allowed into a Japanese hot spring.
Tom bir Japon kaplıcasına girebilmek için küçük örümcek dövmesinin üzerine bir yara bandı yapıştırdı.
Joban Mine has spent hundreds of millions of yen each year to pump out the troublesome hot spring spouting from the mountain.
Joban Madeni her yıl sıcak kaplıca suyunu dağdan dışarı pompalamak için yüzlerce milyon yen harcama yapıyor.
Sometimes snow can reveal a sinkhole or hot spring or some other sign of a way out.
Bazen kar, bir subatanı ya da kaynarcayı ya da herhangi bir… çıkış işaretini ortaya çıkartabilir.
Baryte commonly occurs in lead-zinc veins in limestones, in hot spring deposits, and with hematite ore.
Barit genellikle kireçtaşlarındaki kurşun- çinko damarlarında, sıcak kaynak yataklarında ve hematit cevheriyle birlikte oluşur.
And have a nice time in. When a lot of people hear the word"hot spring, they think of something that you can get in.
Içine girip hoş vakit geçirebilecekleri bir şey sanıyorlar, ama bizim çalıştığımız İnsanlar sıcak kaynak sözünü duyduklarında.
Results: 51, Time: 0.0483

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish