ILL in Turkish translation

[il]
[il]
hasta
sick
patient
ill
sickly
infected
ailing
kötü
bad
evil
terrible
badly
awful
nasty
poor
horrible
wicked
ill
kötülük
evil
bad
harm
wrong
malice
wickedness
badness
ill
mischief
disservice
hastalık
disease
sickness
illness
sick
infection
plague
ill
condition
morbidity
disorder
hastaydı
unique
in your own
distinctive
inimitable
wherefrom
hastalığı
disease
sickness
illness
sick
infection
plague
ill
condition
morbidity
disorder
hastalandı
to get sick
to be sick
to fall ill
hastasın
sick
patient
ill
sickly
infected
ailing
hastayım
unique
in your own
distinctive
inimitable
wherefrom
hastalığa
disease
sickness
illness
sick
infection
plague
ill
condition
morbidity
disorder
hastaymış
unique
in your own
distinctive
inimitable
wherefrom
hastalar
sick
patient
ill
sickly
infected
ailing
hastaydım
unique
in your own
distinctive
inimitable
wherefrom
hastalıklı
disease
sickness
illness
sick
infection
plague
ill
condition
morbidity
disorder
hastalanmış
to get sick
to be sick
to fall ill
hastaları
sick
patient
ill
sickly
infected
ailing
kötülüğümüzü
evil
bad
harm
wrong
malice
wickedness
badness
ill
mischief
disservice
hastalanmasını
to get sick
to be sick
to fall ill
kötülüğünü
evil
bad
harm
wrong
malice
wickedness
badness
ill
mischief
disservice

Examples of using Ill in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Be heartbreaking if he were to get ill again, wouldn't it?
Hastalığa tekrar yakalanacak olsa yazık olurdu öyle değil mi?
We have been growing and eating our own food here for years with no ill effects.
Burada yıllardır hastalık belirtisi olmadan kendi yetiştirdiklerimizi yiyoruz.
You're very ill, Joxer.
Çok hastasın, Joxer.
I'm tired, I'm ill, I cannot go for rain prayer.
Çok yorgunum, çok hastayım. Yağmur duasına çıkamam.
I hope his mother is not too ill.
Umarım annesinin hastalığı ağır değildir.
My grandmother's ill, and I have to visit her before I go to Sweden.
Büyükannem hastalandı, ve İsveçegitmeden önce onu ziyaret etmeliyim.
with my wife ill.
Karım hastaydı.
For a long time, I wished you ill.
Uzun süre sana kötülük diledim.
Ill omens please you, don't they?
Lütfen söyleyin, hastalık alametleri sizi memnun eder mi?
Thou art very ill, dear.
Çok hastasın tatlım.
I can't go myself. I'm too ill.
Çok hastayım. Kendi başıma gidemem.
I understand she is very ill.
Bildiğim kadarıyla çok hastaymış.
I mean, not ill or anything?
Yani hastalığı ya da benzeri bir şeyi var mıydı?
I-I… Mr Horsefry was taken ill.
Bay Horsefry hastalandı. B- ben.
Grace, our baby, she was ill, really ill.
Bebeğimiz Grace, hastaydı. Gerçekten hastaydı.
Free to do good or ill as they please.
Keyiflerine göre iyilik veya kötülük yaparlar.
It ill becomes us to indulge personal conflicts.
Hastalık, kişisel çatışmaları şımartmamıza dönüşür.
You look quite ill.
Çok hastasın sen.
Theres a growth inside my head.- Im… ill.
Ben… hastayım. Kafamın içinde bir büyüme var.
Only people who are seriously ill can leave the country.
Sadece ciddi hastalar ülkeyi terk edebilirler.
Results: 2561, Time: 0.0814

Top dictionary queries

English - Turkish