INNER in Turkish translation

['inər]
['inər]
internal
drink
inner
domestic
have
interior
inside
civil
inland
yakın
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
manevi
spiritual
i̇çerideki
inside
in there
come in
in here
on in
get in
let
i̇ç
internal
drink
inner
domestic
have
interior
inside
civil
inland
içindeki
internal
drink
inner
domestic
have
interior
inside
civil
inland
içsel
internal
drink
inner
domestic
have
interior
inside
civil
inland
içeriden
inside
in there
come in
in here
on in
get in
let
i̇çeride
inside
in there
come in
in here
on in
get in
let
içerideki
inside
in there
come in
in here
on in
get in
let

Examples of using Inner in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I could never reveal your true inner animal spirit.
İçinizdeki hayvan ruhunu benim size açıklamam mümkün değildi.
You were totally and completely in touch with your inner superhero.
İçinizdeki süper kahramanla tamamen temas içindeydiniz..
Our inner fish runs deep.
İçimizdeki Balık, derinlerde yer etmiştir.
And that's what connects us all the way back to our inner fish.
İşte, bizi İçimizdeki Balıka bağlayan da BUDUR.
I don't have much inner heat left anyway.
Artık içimde pek ısı da kalmadı.
I can handle the inner city calls, really.
Şehir içi aramalarını ben halledebilirim, gerçekten de.
The inner program area occupies a radius from 25 to 58 mm.
İçerdeki program alanı 25 ilâ 58 mm arasında bir yarıçapı kaplar.
Inner love not complete.
İçsel sevgin tam değil.
If you have comets rattling through the inner Solar System, then, in a sense.
Eğer güneş sisteminin içlerinde kuyruklu yıldızlar varsa o zaman işler değişir.
Don't use any inner energy or you will die!
İçsel enerjini kullanırsan derhal ölürsün!
Inner religion….
İçsel din….
We will find his inner Mikey.
İçsel benini bulacağız, Mikey.
The inner swell, a belly button smell.
İçsel şişlik, göbek deliği kokusu.
Inner demons and human frailty is my Iife's work.
İçimizdeki şeytanlar ve zayıflıklar benim işim.
The inner rings Could be the result Of collisions Between the moons themselves.
İçteki halkalar ise uyduların birbirleriyle çarpışmaları sonucu oluşmuş olabilir.
The inner tables are for close family friends.
İçerdeki masalar yakın aile dostları içindir.
It's because my inner tiger is more like a kitten.
İçimdeki kaplan kedi yavrusu gibi olduğu için.
It's almost like you see through the obvious snow and rock to the inner workings.
Adeta kar ve kayanın içinden bakarak burayı yaratan süreçleri görüyorsunuz.
If I had an inner voice it would be telling me to tell you to get lost.
Benim içimden gelen ses, sana toz olmanı söylememi söylüyor.
Don't need the external receiver for the inner ear comms anymore.
Kulak içi iletişim için harici alıcıya artık ihtiyaç yok.
Results: 2851, Time: 0.0788

Top dictionary queries

English - Turkish