INSIPID in Turkish translation

[in'sipid]
[in'sipid]
yavan
lame
bland
dry
insipid
flat
dull
uninspired
so
prosaic
pedestrian
sıkıcı
dull
tedious
lame
dreary
tiresome
stuffy
boring-ass
drab
boring
annoying
sönük
pale
dull
faint
dim
deflated
uninspired
uninspiring
insipid
dimmer
drab
tatsız
unpleasant
tasteless
distasteful
bland
grim
unsavory
flavorless
disagreeable
bleak
unpalatable

Examples of using Insipid in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
That insipid senator put me in here.
Şu iğrenç senatörü buraya yanıma koyun.
Destroy that ridiculous, insipid band! You got it,!
Şu gülünç görünüşlü, uyduruk grubu yok edin!
A little insipid, I thought.
Biraz sönük olduğunu düşünmüştüm.
Are you always this insipid?- Please!
Her zaman böyle yavan mısın?- Lütfen!
That… That insipid senator put me in here!
Şu iğrenç senatörü buraya yanıma koyun!
Destroy that ridiculous, insipid band!
Şu gülünç görünüşlü, uyduruk grubu yok edin!
Destroy that ridiculous, insipid band!
Uyduruk grubu yok edin! Şu gülünç görünüşlü.
Are you always this insipid?
Her zaman böyle yavan mısın?
They will despise us for our stupid and insipid lives.
Aptal hayatlarımız yüzünden bizi hor görecekler.
Get away from me, you insipid little man!
Defol buradan seni değersiz küçük adam!
And Lady Middleton, so cold and insipid.
Ayrıca Bayan Middleton da çok soğuk ve ruhsuz.
Insipid things, read by mere women, Novels?
Romanlar dediğiniz… saf kadınların okuduğu yavan, sıkıcı şeyler mi?
Are you always this insipid?- Please!
Lütfen! Her zaman böyle yavan mısın?
I'm sick of sleeping with these insipid Manhattan debutantes.
Yatmaktan bıktım artık. Manhattanlı aptal kadınlarla.
If you're, like, totally sick of listening to other people's insipid lives, then maybe you can look at it
Eger diger insanlarin yavan hayatlarini… dinlemekten fenalik gelirse… Belki buna bakarsin ve…
I'm practically a prisoner with a husband whose heart is still with his dead wife, and his insipid daughter.
Gerçekte kalbi hala ölü karısında ve sıkıcı kızında olan bir adamın yanında tutsağım.
I must confess that I find his rendering of the sea rather insipid, dull and uninspiring.
İtiraf etmeliyim ki kendisinin deniz tasvirlerini epey yavan, sıkıcı ve sönük buluyorum.
But in the face of danger, our insipid hero bravely made his way through the angry crowd.
Ama tehlike karşısında, bizim sönük kahramanımız. cesurca o kızgın kalabalığa doğru gitti.
Listening to their insipid ramblings about their sciatica Do you have any idea how much time I had to put in?
Saçma sapan, sıkıcı siyatik hastalıklarını ne kadar dinledim haberin var mı?
Today, ladies, we're gonna have fun by making your husbands sing the world's most insipid love song.
Bugün hanımlar, kocalarınıza dünyanın en yavan aşk şarkısını söyleterek eğleneceğiz.
Results: 57, Time: 0.0574

Top dictionary queries

English - Turkish