INTRIGUING in Turkish translation

[in'triːgiŋ]
[in'triːgiŋ]
ilginç
strange
curious
funny
interest
quaint
amazing
fascinating
intriguing
ilgi çekici
interesting
intriguing
compelling
glamorous
they attracted
attraction
şaşırtıcı
to be surprised
entrika
intrigue
plot
scheme
ilgimi çekti
attention
i̇lginç
strange
curious
funny
interest
quaint
amazing
fascinating
intriguing
i̇lgi çekici
interesting
intriguing
compelling
glamorous
they attracted
attraction
merak uyandıran
merak uyandırıyor
şaşırtıcıydı
to be surprised

Examples of using Intriguing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And there's one other intriguing clue.
İlginç başka bir ipucu daha var.
You're a very intriguing man, Ivar.
Çok merak uyandıran birisin, Ivar.
But I do not trust it. Intriguing.
İlgi çekici. Ama ona güvenmiyorum.
Intriguing design.- No.
Şaşırtıcı bir tasarım. -Hayır.
Yeah, well you also find astrology intriguing, and it's not.
Evet, bunu bırak, sen astrolojiyi de merak uyandırıcı bulursun.
Our next stop is one of the most intriguing features on the planet.
Bir sonraki durağımız, gezegendeki en ilgi çekici özelliklerden biri.
But intriguing.
Ama merak uyandırıyor.
Intriguing message.
İlginç bir mesaj.
Intriguing. I knew I was right to have faith in you.
İlgi çekici. Sana inanmakta haklı olduğumu biliyordum.
Intriguing historical contradiction. It's truly rare to find an object of such.
Çok ender bir durum. Böylesine merak uyandıran tarihî bir çelişkinin nesnesini bulmak.
Really? How intriguing.
Ne kadar şaşırtıcı. Gerçekten mi?
Intriguing. You can't do this!
Bunu yapamazsınız! Merak uyandırıcı.
Intriguing presentation.
İlginç bir sunum.
And?- Intriguing. Different?
İlgi çekici.- Farklı. Ve?
Intriguing, isn't it?
Merak uyandırıyor, değil mi?
Disneyland, 1957. An intriguing house of the future opens its doors to the public.
Disneyland 1957. Geleceğin merak uyandıran evi kapılarını halka açar.
One regarding time and gravity was intriguing.
Zaman ve yerçekimiyle ilgili olan bir tanesi çok şaşırtıcıydı.
I find it troubling that Humans and Sebaceans can propagate together, and intriguing.
İnsanların ve Sebaceanların birlikte üremelerini rahatsız edici ve şaşırtıcı buluyorum.
You can't do this! Intriguing.
Bunu yapamazsınız! Merak uyandırıcı.
You have discovered some intriguing, long-lost ancestor?
İlginç, uzun süredir kayıp bir ata keşfettiniz mi?
Results: 376, Time: 0.0553

Top dictionary queries

English - Turkish