IS INCREASING in Turkish translation

[iz in'kriːsiŋ]
[iz in'kriːsiŋ]
artıyor
increasing
rising
grows
more
going up
artan
leftover
increasingly
incremental
surplus
increased
growing
rising
heightened
escalating
mounting
yükselişin
to rise
ascend
ascension
advancement
sayısı artıyor
artırmaktadır
to increase
to boost
to improve
to raise
up
enhance
to add

Examples of using Is increasing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The number of students going abroad to study is increasing each year.
Öğrenim yapmak için yurtdışına giden öğrenci sayısı her yıl artmaktadır.
Particle density is increasing.
Parçacık yoğunluğu yükseliyor.
Heart rate is increasing.
Kalp atışları yükseliyor.
Ozone concentration is increasing.
Ozon konsantresi yükseliyor.
Crime is increasing.
Suç artmaktadır.
The manifold pressure is increasing.
Manifold basıncı yükseliyor.
The destroyer is increasing speed to intercept.
Destroyer önümüzü kesmek için hızını arttırdı.
I don't think this is increasing your chances of a relationship.
Bunun, ilişki şansını arttıracağını hiç sanmıyorum.
Her heart rate is increasing.
Onun kalp hızı artmaktadır.
According to these results, the growing tumor is increasing pressure on the brain.
Bu sonuçlara göre büyüyen tümör beyindeki basıncı arttırıyor.
The number of group members is increasing.
Divan üyelerinin sayısı artırılmıştır.
This fumarole is showing the magma's heat is increasing.
Bu fümerol, magmanın sıcaklığının arttığını gösteriyor.
Data shows that the unemployment rate in Korea is increasing at the fastest rate among OECD countries.
OECD üIeleri içinde en hızlı oranda arttığını gösteriyor.
The American sub is increasing speed.
Amerikan denizaltısı hızını arttırıyor.
Radiation field is increasing.
Radyasyon alanı genişliyor.
The water doesn't like that because a bend in the water is increasing its surface area.
Bu suyun hoşuna gitmez çünkü sudaki bükülme onun yüzey alanını artırır.
The pressure inside the reactor is increasing.
Reaktörün içindeki basınç yükseliyor.
His power is increasing rapidly!
Güç çok hızlı yükseliyor!
I think it's working! Concentration is increasing.
İşe yarıyor! Yoğunluğu arttırılıyor.
Your heart rate is increasing.
Kalp atışı artar.
Results: 212, Time: 0.0588

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish