JACKETS in Turkish translation

['dʒækits]
['dʒækits]
ceket
jacket
coat
blazer
yeleği
vest
waistcoat
kevlar
body armor
mont
coat
jacket
parka
overcoat
ceketler
jacket
coat
blazer
ceketleri
jacket
coat
blazer
ceketi
jacket
coat
blazer
yelekleri
vest
waistcoat
kevlar
body armor
yeleklerini
vest
waistcoat
kevlar
body armor
yelekleriniz
vest
waistcoat
kevlar
body armor
montlar
coat
jacket
parka
overcoat
montlarınızı
coat
jacket
parka
overcoat

Examples of using Jackets in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Life jackets, first aid equipment stored overhead… in the compartment.
Cankurtaran yelekleri, ilk yardım ekipmanı kamaralarınızda… kafanızın üstündedir.
I didn't sabotage any life jackets!
Can yeleklerini sabote etmedim!
No more Serpent jackets. All tattoos are gonna be covered.
Serpent ceketleri çıkacak.- Şaka olmalı.
We have seen this huge increase in the use of fur trims for winter jackets.
Kışlık montlar için kürk süslerin kullanımındaki dev sıçramayı gördük.
Two of out of the three have federal jackets.
Üçünden ikisinin federal ceketi var.
I suppose that you all have your press cards, helmets and jackets.
Sanırım yanınızda basın kartlarınız kasklarınız ve yelekleriniz vardır.
Dinner's about ready. Just get the jackets off.
Çıkarın montlarınızı. Yemek neredeyse hazır.
With life jackets. Captain's orders.
Can yelekleri ile! -Kaptanın emri.
Captain's orders. Bring life jackets.
Can yeleklerini getirin!- Kaptanın emri.
So we had these jackets and I wanted to make it official.
Bu ceketleri oradan aldik ve is resmiyet kazansin istedim.
I got some camouflage jackets, I suggest you both put them on.
Teşekkür ederiz.- Cipte birkaç kamuflaj ceketi var.
And be sure your life jackets are on.
Paraşütlerinizi takın, can yelekleriniz üzerinizde olsun.
He lent them waterproof jackets in case of rain.
Yağmur yağarsa di̇ye onlara su geçi̇rmez montlar ödünç verdi̇.
Just get the jackets off. Dinner's about ready.
Çıkarın montlarınızı. Yemek neredeyse hazır.
Life jackets are gone.
Can yelekleri gitmiş.
And then they stole our life jackets, they stole the dinghy.
Sonra can yeleklerini çaldılar, botu çaldılar.
combat jackets.
savaşçı ceketleri.
I'm wearing four ski jackets.
Dört kar ceketi giyiyorum.
The shirts, pants, sports jackets, pyjamas.
Gömlekler, pantolonlar, spor montlar, pijamalar.
And they threw the life jackets into the dinghy and sent that out to you.
Ve can yeleklerini bota koyup size gönderdiler.
Results: 560, Time: 0.0707

Top dictionary queries

English - Turkish