KICKBACK in Turkish translation

['kikbæk]
['kikbæk]
rüşvet
bribe
corruption
payoff
graft
kickbacks
paid
slush
komisyon
commission
committee
rake
brokerage
kickback
panel
bir geri tepme

Examples of using Kickback in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Did you collude with the consulting firm and take a kickback?
Danışman firmayla iş yapıp avanta mı aldınız?
Foster gets a multimillion-dollar kickback.
Fosterın da eline milyon dolarla geçecekti.
All right, guys, look, last kickback before school at my place tomorrow.
Pekala çocuklar, bakın… okuldan önceki son toplanma yarın benim evde.
Last kickback before school at my place tomorrow. All right, guys, look.
Pekala çocuklar, bakın… okuldan önceki son toplanma yarın benim evde.
This shit got serious kickback.
Bu zımbırtı fena tepiyor.
You got it, mister, but you tell your boys on the board that this thing stinks of kickback.
Tamam bayım. Ancak yönetim kurulundakilere söyle bu işte rüşvet kokusu var.
A HUD kickback scheme involving one of our esteemed members of city council. A, a political gaffe.
Sayın değerli belediye meclis üyelerimizden biri. HUD bir geri tepme planı içerir Bir siyasi gaffe.
One of our esteemed members of city council. a HUD kickback scheme involving A, uh, a political gaffe.
Sayın değerli belediye meclis üyelerimizden biri. HUD bir geri tepme planı içerir Bir siyasi gaffe.
A political gaffe, a HUD kickback scheme involving one of our esteemed members of city council.
Sayın değerli belediye meclis üyelerimizden biri. HUD bir geri tepme planı içerir Bir siyasi gaffe.
Old people are victimized by shopping networks. You kickback in your fat Kat magses making billions.
Yaşlı insanlar pazarlama kanalları tarafından dolandırılıyorlar ve siz rüşvetçiler malak gibi yatarak milyarlar kazanıyorsunuz.
You're gonna get to Mayberry, and you're gonna tell him if my name is even whispered in connection with this, I will see that every deal he's ever done, every side payment, every kickback-- it all comes to light.
Mayberryye gidip ona şunu söyleyeceksin adım bununla ilgili olarak fısıldanmışsa bile her yaptığının hesabını göreceğim tüm taraflı ödemeler, tüm rüşvetler, hepsi meydana çıkacak.
We think that when Gordon found out that Nutter was taking kickbacks, he blackmailed him.
Gordonın, Nutterın rüşvet aldığını öğrenip ona şantaj yaptığını sanıyoruz.
Someone at West Pacific's taking kickbacks and he suspects it's Frank.
West Pacificten biri komisyon alıyormuş ve o Franktan şüpheleniyor.
We were just talking about Stembridge, kickbacks and Swiss banks.
Stembridge, rüşvet ve İsviçre Bankaları hakkında konuşuyorduk.
She catch you taking the kickbacks or was she just helping you?
Seni rüşvet alırken mi yakaladı yoksa sana yardım mı ediyordu?
Or maybe he was taking kickbacks from contractors.
Veya belki de müteahhitlerden komisyon alıyordu.
So, you're saying he's getting rich, he's taking kickbacks on all this?
Yani diyorsun ki zenginleşiyor, pay da alıyor mu?
Or was she just helping you? She catch you taking the kickbacks.
Seni rüşvet alırken mi yakaladı yoksa sana yardım mı ediyordu?
The drug companies give kickbacks to doctors who use their expensive drugs.
İlaç şirketleri, pahalı ilaçlarını kullanan doktorlara komisyon veriyormuş.
I will tell your clients you get kickbacks from subcontractors.
Müşterilerine taşeronlardan kendine pay aldığını söylerim.
Results: 41, Time: 0.0805

Top dictionary queries

English - Turkish