LAUNDER in Turkish translation

['lɔːndər]
['lɔːndər]
aklamak
laundering
to launder
to clear
the whitewashing
exculpating
to vindicate
aklarsın
white
flow
aklayacak
to launder
exonerate
to justify
to clear
to clean
aklayan
launders
washes
justifying
exonerates
clearing
was laundering
akıyorlar

Examples of using Launder in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Launder money, and steal jewelry
Para aklamak ve otel odalarından mücevher
Death penalty doesn't mean anything unless you use it on people who are afraid to die like the bankers who launder the drug money.
Ölüm cezası, ölümden korkmayanlar üzerinde uygulanmadığı sürece işe yaramaz. Mesela, uyuşturucu parasını aklayan bankacılar gibi.
Launder money, anything, Now, you want to run merchandise, Star City's the place.
Artık ticaret yapmak, mal kaçırmak, para aklamak, her ne isterseniz… yeriniz Star City.
they began investing in low-budget action films, which, uh, apparently is a very good way to hide and launder cash from the drug trade?
Belli ki uyuşturucu ticaretinden gelen parayı aklamak için iyi bir yol. Şu fotoğrafının yanında soru işareti olan adamın olayı ne peki?
The company that launders the money under the name of Choche is feeling suspicious.
Parayı aklayan şirket şüpheleniyor. Chochenin adı altında.
The company that launders the money is feeling suspicious. under the name of Choche.
Parayı aklayan şirket şüpheleniyor. Chochenin adı altında.
Verdiant launders money for the cabal, hundreds of millions of dollars a year.
Verdiant, Kabal için para aklıyor. Her yıl yüz milyon dolarlar.
You're the one who launders the money for them.
Parayı onlar için aklayan sensin.
Dan launders all of his money in legal activities in Canada.
Dan tüm parasını Kanadadaki yasal faaliyetlerde aklıyor.
Big Red launders the money through the cotton gin.
Big Red çırçır makinesinden parayı aklıyor.
Laundering the money, bringing it back in.
Sonra geri alıyor. Parayı aklıyor.
Xandra launders money for me, but she could also do it for you.
Ayrıca… Xandra benim için para aklıyor ama senin için de aklayabilir.
He's a crook, with a laundered billion.
Milyarları aklamış bir düzenbaz.
Connection to Feng, laundering… You could, but you won't.
Feng ile iliskin, para aklama… yapabilirsin, ama yaomayacaksin.
Separated, laundered, cold water… excuse me.
Ayrı ayrı yıkanacak, soğuk suda… Affedersiniz.
Does your mother"hold off" when your clothes need laundering?
Kıyafetlerinin yıkanması gerektiğinde annen mesafe koyuyor mu?
Drugs, laundered money, etc.
Uyuşturucu, aklanmış para, vs.
The Treasury can't be seen near laundered money?
Maliye Bakanlığı aklanmış paranın yanında görülmek istemiyor mu?
You sure we're not laundering money for the mob here?
Mafya için para aklamıyoruz, değil mi?
You launder money.
Ben parayi getiririm, sen de aklarsin.
Results: 881, Time: 0.0698

Top dictionary queries

English - Turkish