LEAVE SOMETHING in Turkish translation

[liːv 'sʌmθiŋ]
[liːv 'sʌmθiŋ]
bir şeyler bırak
to leave something
to drop something off
to deliver something
birşey bırak
bir şey bırak
to leave something
to drop something off
to deliver something
bir şey bırakmak
to leave something
to drop something off
to deliver something
bir şeyler bırakmak
to leave something
to drop something off
to deliver something

Examples of using Leave something in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We wanted you to bring something, not leave something.
Senden bir şey getirmeni istedik, bir şey bırakmanı değil.
We must always leave something for the jury to decide.
Jüriye her zaman karar verecekleri bir şey bırakmalıyız.
You take a ball, you have to leave something in exchange.
Top alırsan, karşılığında bir şey bırakman gerekir.
I leave something; he picks it up later.
O daha sonra onu alır. Ben birşey bıraktığımda.
One should leave something behind.
Bir insan arkasında bir şeyler bırakmalı.
That will leave something in the lock box for the rest of us!
Bize de yaşayacak bir şeyler bırakır.- Sıradaki!
To walk away… you gotta… leave something behind.
Gidebilmek için… birşeyi… arkanda bırakman gerek.
They break in and leave something tacky?
Zorla girip ucuz bir şey mi bırakıyorlar?
I leave something; he picks it up later.
Ben bir şey bırakırım, o sonra alır.
He picks it up later. I leave something;
Ben bir şey bırakırım, o sonra alır.
Leave something to our loved ones.
Sevdiğimiz insanlara bir şeyler bırakabilmek için.
Maybe even leave something behind.
Belki geride bazı şeyler bırakmış bile olabilir.
I don't know what it stands for, but leave something for later.
Devamını henüz bilmiyorum ama sonrası için de bir şeyler bırakalım.
For example, a person might leave something on a desk… for someone else to find.
Mesela birisi bulsun diye bir yere bir şey bırakırız.
Did she say anything or leave something?
Size bir şey söyledi mi? Veya bir şey bıraktı mı?
Look, Howard's personal choices leave something to be desired.
Bakın, Howardın kişisel tercihleri arzu edilen bazı şeyleri bıraktırıyor.
Leave something for the journey ahead.
Önümüzdeki yola da bir şeyler kalsın.
and still leave something behind?
hala arkasında bir şey bırakabilir?
We wanted you to bring something, not leave something.
Birşeyler getirmeni istedik, birşeyler unutmanı değil.
You gotta… leave something behind. To walk away.
Gidebilmek için… arkanda bırakman gerek. birşeyi.
Results: 69, Time: 0.0472

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish