LIVE IT in Turkish translation

[liv it]
[liv it]
yaşamak
to live
life
a living
to experience
alive
to survive
yaşayın
live
bless you
life
among yourselves
enjoy
yaşayalım
let's live
live
let's move
bunu yaşayın
yaşa onu
yaşamalısın
to live
life
a living
to experience
alive
to survive
yaşıyorlar
to live
life
a living
to experience
alive
to survive
yaşıyorum
to live
life
a living
to experience
alive
to survive
yaşayabiliriz
we can live
we will live
we may
we would live
liνe
we can survive
without a hydro-generator
you can't
onu yaşarsınız
she lives

Examples of using Live it in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I live it, he writes it..
Ben yaşıyorum, O yazıyor.
Live it. Earn trust.
Yaşamalısın. Güvenlerini kazanmalısın.
I live it each day.
Onu her gün yaşıyorum.
Live it. Earn trust.
Güvenlerini kazanmalısın. Kandırmalısın, yaşamalısın.
You watch Star Trek, I live it.
Sen Star Trek izlerken, ben yaşıyorum.
Earn trust. Live it.
Güvenlerini kazanmalısın. Kandırmalısın, yaşamalısın.
Life seems so effortless the way you live it.
Sizin yaşadığınız şekilde, hayat öylesine zahmetsiz gözüküyor ki.
I have lived that life before, and I can't live it again.
O hayatı daha önce yaşadım, bir daha yaşayamam.
You better live it.
Yaşasan iyi edersin.
To feel life, not just live it.
Hayatı sadece yaşama değil, hissetme arzumu.
Why won't you let me live it?
Neden yaşamama izin vermiyorsun?
What? I have to live it, you know?
Ne? Yaşamam lazım, anlıyor musun?
To write, we don't have to live it.
Yazmak için yaşamamız gerekmez.
Decide what you want in life and live it.
Hayatında neyi istediğine karar ver ve onu yaşa.
I will never live it down.
Orada hiç yaşamadım.
Use them because life is short, and because we have to live it.
Kullan onları çünkü hayat çok kısa ve bizim yaşamamız gerek.
I would have to live it all over again.
Her şeyi tekrardan yaşamam gerekecek.
You make a new life for yourself and you live it.
Kendine yepyeni bir hayat kur ve onu yaşa.
you made Frank and Brianna live it too.
Frank ile Briannaya da yaşattınız.
Live it why she called.
Niçin çađýrmýţsa çađýrmýţ.
Results: 89, Time: 0.0776

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish