WILL LIVE in Turkish translation

[wil liv]
[wil liv]
yaşayacak
to live
lives
will
's going
yaşayacağım
i will live
i'm gonna live
i'm going to live
i shall live
i would live
i will
do i live
i am livin
life
yaşayacağız
we will live
we're gonna live
we shall live
would we live
do we live
together
we going to live
yaşayacak mı
will he live
will he survive
is she gonna live
does she live
is she going to live
kalacak ama zihinleri burada fırında yaşayacak
yaşamları olacak
yaşıyor olacak
living

Examples of using Will live in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Gigi and I will live in the most beautiful house on the North Shore.
Gigi ve ben Kuzey Shoredaki en güzel evde yaşayacağız.
Those of us in Zona will live.
Zonada olan hayatta kalacak.
Spirit, tell me if Tiny Tim will live.
Ruh, söyle bana, Küçük Tim yaşayacak mı?
Mary Saotome will live the happiest life a woman could ask for.
Mary Saotome bir kadının isteyeceği en mutlu hayatı yaşar.
If you do that for me, I will live my entire life… just for you.
Bunu yaparsan ben ömür boyu… sadece senin için yaşayacağım.
You will live in the forest, and I will go help them rebuild Irontown.
Öyleyse sen ormanda yaşarsın, ben de Körükhanede.
Where You, me and Dad will live in it together.
Ben sen ve babam, bu evde birlikte yaşayacağız.
Whoever brings it back, will live.
Bunu geri getiren hayatta kalacak.
Spirit, tell me if Tiny Tim will live.
Söylesene, Küçük Tim yaşayacak mı? Ruh.
So you stay off my grid, and maybe your daughter will live to see 11.
Belki kızın 11 yaşını görecek kadar yaşar. Benim yolumdan çekil.
Perhaps one day you will live like this.
Belki bir gün sen de böyle yaşarsın.
Where You, me and Dad will live in it together.
İçinde, sen, ben ve babam, hep birlikte yaşayacağız.
You and the others will live.
Sen ve diğerleri hayatta kalacak.
Tell me if Tiny Tim will live.
Söylesene, Küçük Tim yaşayacak mı?
Yeah. It means a person's soul will live forever.
Evet. Birisinin ruhu sonsuza dek yaşar, anlamına geliyor.
I will live, and you will live, too.
Ben yaşarım, sen de yaşarsın.
How? You and I will live together.
Nasıl? Sen ve ben birlikte yaşayacağız.
So you will feel old, but pedestrians will live.
Sen kendini yaşlı hissedeceksin ama yayalar hayatta kalacak.
If Mance Rayder likes you, you will live another day.
Mance Rayder seni severse, bir gün daha yaşarsın.
You and I will live together. How?
Nasıl? Sen ve ben birlikte yaşayacağız.
Results: 1096, Time: 0.0728

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish