MORAL in Turkish translation

['mɒrəl]
['mɒrəl]
ahlaki
moral
ethical
moralistic
ethics
of morality
moral
morale
pep
spirit
feel
mood
to cheer
down
of moral
etik
ethical
ethics
moral
morality
manevi
spiritual
ahlâki
moral
ethical
moralistic
ethics
of morality
ahlakî
moral
ethical
moralistic
ethics
of morality
ahlâkî
moral
ethical
moralistic
ethics
of morality
morâl
morale
pep
spirit
feel
mood
to cheer
down
of moral

Examples of using Moral in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Do you have legal, moral or women's issues with it?
Yasal mı, ahlaki mi yoksa kadınsı bir sıkıntı mı?
Davis Hartley is not some moral cretin.
Davis Hartley bir çeşit dürüst aptal sıfatında birisi değil.
The moral is not to be greedy.
Ahlak dersi, açgözlü olmamak.
Your grandpa's moral is to be prepared like a Boy Scout.
Bence büyükbabanın ahlakı bir izci olmak için hazırlanmış.
You really believe in moral absolutes?
Gerçekten mutlak ahlaka inanıyor musun?
Sleep doesn't have the potential to be the ruination of our moral code.
Uyku, ahlâk kurallarımızı tahrip etme potansiyeli taşımaz ama.
Moral turpitude.
Ahlaksız davranış.
I will have you fired for moral turpitude.
Sizi ahlaksız davranıştan kovdurtabilirim.
The Moral Majority is gaining power.
Ahlakçı Çoğunluk'' güç kazanıyor.
We are policing a culture in moral decline.
Ahlaki değerleri çökmüş bir kültürde polislik yapıyoruz.
Mr. Moral, you never fantasize about Malcolm?
Bay Dürüst, Malcolm için hiç fantezin olmadı mı?
The majority of the staff regard me as a moral guardian.
Öğretmenlerin çoğu beni ahlakın koruyucusu olarak görür.
Moral told me to drink her essence.
Morai, bana ruhunu aldığını söyledi.
My people are crying out for moral leadership.
Halkım dışarıda, bir moral liderliği için ağlıyor.
Do you know what moral is?
Ahlakın ne olduğunu biliyor musunuz?
Even in a balloon, I'm not above of the moral high-ground.
Hatta bir balonda ahlaki değerlerin üstünde değilim.
Really, my lord, you don't have the moral right to spend their lives.
Gerçekten lordum, ahlaken onların canını harcamaya hakkınız yok.
Kant would argue that in a truly moral world, there is absolutely no room for lying.
Kant, gerçek bir ahlak dünyasında, yalanın yeri olmadığını savunmuştur.
Do you know the moral of that story?
Hikayeden alınacak ders ne biliyor musun?
If he was a moral man and had tenure at Princeton.
Dürüst ve Princetonda kürsüsü olan biriyle.
Results: 3014, Time: 0.0669

Top dictionary queries

English - Turkish