NEOLITHIC in Turkish translation

[ˌniːə'liθik]
[ˌniːə'liθik]
neolitik
neolithic
ilkel
primitive
primal
primordial
crude
rudimentary
primeval
early
visceral
uncivilized
neanderthal
cilalı taş devri

Examples of using Neolithic in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It was developed by Neolithic man.
Neolitik insanlar bulmuş.
Science and Technology: Neolithic finds unearthed in Greece.
Bilim ve Teknoloji: Yunanistanda neolitik bulgular günışığına çıkarıldı.
Science and Technology: Neolithic find in the Balkans.
Bilim ve Teknoloji: Balkanlarda neolitik bulgu.
Actually they are stone houses built by Neolithic man.
Onlar aslında Neolitik insanın inşa ettiği taş evler.
Large Neolithic complexes are discovered in Bosnia and Herzegovina.
Bosna-Hersekte büyük neolitik kompleksler ortaya çıkarıldı.
You dad promised to give me the Neolithic Age.
Baban bana söz verdi; cilalı taş verecekti vermedi.
Like all little girls, I had a thing for neolithic archeology.
Tüm küçük kızlar gibi Neolitik arkeolojiye ilgim vardı.
You have published a paper over theories surrounding the neolithic burial rites.
Etraftaki Neolitik cenaze ritüelleri ile ilgili… dergi basıyorsunuz.
Neolithic remains of some buildings can be observed at the site.
Neolitik bazı binaların kalıntıları yerinde gözlemlenebilir.
Buildings like the European Neolithic long house were made primarily of wood.
Avrupa Neolitik ev gibi binalar öncelikle ahşaptan yapılmıştır.
The woolly mammoth was extinct before the end of the Neolithic period.
Tüylü mamut, Neolitik dönem bitmeden önce tükenmiştir.
I had a thing for neolithic archeology. like all little girls.
Tüm küçük kızlar gibi Neolitik arkeolojiye ilgim vardı.
The Neolithic dwellings are the best-preserved in Europe from this period.
Eski Zağra etrafındaki neolitik yerleşimler Avrupadaki en iyi korunmuş olanıdır.
Just because a people use Neolithic tools, Inspector, Right! does not mean they have Neolithic minds.
Onların neolitik akıllarının olması anlamına Müfettiş, insanların neolitik aletler kullanıyor Doğru. olması gelmez.
Archeologists found the earliest Neolithic settlement in Macedonia near the village of Krupiste.
Arkeologlar, Makedonyadaki Krupiste kasabası yakınlarında en erken Neolitik yerleşimi ortaya çıkardılar.
Christ, Buddha, what do you think our Neolithic brothers lied prostrate to?
Mesih ve Budadan. Bizim, Neolitik kardeşlerimizin secde ettiği yalan mı sizce?
Crowhead what happened? I would switch to the Neolithic Age you promised?
Kargabaş ne oldu, cilalıya geçiyordum hani?
Archeologists in Southern France found evidence of roasted walnut shells dating back to the Neolithic period.
Güney Fransada Arkeologlar kavrulmuş ceviz kabuklarının kanıt bulundu geri Neolitik döneme tarihlenen.
Skara Brae- a cluster of eight houses making up Northern Europe's best-preserved Neolithic village.
Skara Brae- Kuzey Avrupanın en iyi korunmuş Neolitik köyünü oluşturan sekiz evden oluşan bir küme.
Its area is only 1.4 km², but it is famous for Neolithic findings and rare birds.
Alanı sadece 1,4 km², fakat Neolitik bulgular ile ünlü ve kuşlar için nadir bir yerdir.
Results: 127, Time: 0.0565

Top dictionary queries

English - Turkish