OPTIMUM in Turkish translation

['ɒptiməm]
['ɒptiməm]
optimum
optimal
en uygun
optimal
most suitable
most convenient
optimum
most appropriate
ideal
best
best suited
the most viable
most eligible
ideal
perfect
optimal
optimum
optimal
optimum
i̇deal
perfect
optimal
optimum
uygun seviyeye
en iyi
top
good
great
fine

Examples of using Optimum in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Optimum power.
Azami güç.
Approaching optimum speed.
Uygun hıza yaklaşıyoruz.
Get one of your"optimum" cameras on the street outside.
Dışarıda, caddedeki uygun'' kameralardan birini gözden geçir.
This is an optimum batting stance.
Bu en ideal vuruş duruşu.
Is it still your optimum time?
Bu senin hala uygun zamanın mı?
Flight, I'm approaching optimum deployment position.
Uygun yerleştirme konumuna yaklaşıyorum. Uçuş.
Flight, I'm approaching optimum deployment position.
Uçuş. Uygun yerleştirme konumuna yaklaşıyorum.
I am approaching optimum deployment position.
Uygun yerleştirme konumuna yaklaşıyorum.
Stand by to fire main batteries as soon as we reach optimum range.
Uygun menzile ulaştığımızda ateşlemek üzere ana bataryalar hazır olsun.
Still outside optimum firing range for automatic systems.
Hâlâ otomatik sistemlerin uygun atış menzilinin dışındayız.
It allows us to nurse lungs to optimum health before they're transplanted.
Akciğerleri nakilden önce en sağlıklı haline getirmemizi sağlıyor.
The truck will reach optimum target location in 47 seconds.
Kamyon, elverişli hedef noktasına 47 saniye içinde ulaşacak.
Now that I… now that I am back to optimum health.
Artık normal sağlığıma kavuştuğuma göre ben yapayım bunu.
How do you know it's the optimum time for the both of you to get pregnant?
Her ikiniz içinde hamile kalmak için uygun zamanın bu olduğunu?
Our new proton cannon are in the optimum position to prevent that, sir.
Yeni proton topumuz bunu önlemek için uygun pozisyonda, efendim.
Genetic modification's at optimum levels!
Genetik değişiklikler en iyi seviyede!
Of course. optimum temperature.
Tabi ki, sıcaklık en uygun seviyede.
I have done an analysis Of the dam's structural design and calculated the optimum blast point.
Barajın yapısal tasarımının analizini bitirdim ve elverişli patlama noktasını ölçtüm.
We want to have some people, who really know how to do this, perform human engineering studies to develop the optimum design for the portable device for treating migraine headaches.
Migreni tedavi eden taşınabilir cihazın tasarımı için insan mühendisliği çalışmaları yaparak optimum tasarımı geliştirecek, Bu işi gerçekten nasıl yapacağını bilen insanlar istiyoruz.
For optimum balance, however there have been times when more… radical solutions were required.
En uygun denge için, bazen çözüm için daha radikal kararlar alınmak zorunda kalınacaktır.
Results: 118, Time: 0.0493

Top dictionary queries

English - Turkish