PART-TIME in Turkish translation

['pɑːt-taim]
['pɑːt-taim]
part-time
yarım gün
half a day
part-time
yarı-zamanlı
part-time
yarım günlük
part-time
half a day's
part time
yarım zamanlı
part-time olarak
part-time
part-time job
zaman zaman
from time to time
occasionally
then
often
times when
always

Examples of using Part-time in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You asked Kanie where I work part-time? Want some?
Biraz ister misin? Kanieye part-time olarak nerde çalıştığımı mı sordun?
I did some part-time jobs.
Bazı yarım zamanlı işlerde çalıştım.
Part-time job.
Yarı-zamanlı bir işti.
Part-time amateur psychiatrist. Friend, director.
Dost, yönetmen, öğretmen, zaman zaman amatör psikolog.
A part-time job.
But just part-time, so she can keep up with school.
Ama sadece part time, çünkü okuluna da devam etmesi lazım.
You mean that part-time job where you kept falling asleep, and got fired?
Şu uyuya kaldığın için kovulduğun yarım zamanlı işi mi kastediyorsun?
Part-time. You're a teacher?
Yarı-zamanlı. Ne biçim öğretmensin sen?
I also work part-time over at the Sweet Shoppe across the way.
Yani en azından çoğunu. Ayrıca part-time olarak karşıki şeker dükkanında çalışıyorum.
Does he have a part-time job these days?
Bu aralar part time işi var mı?
My dad got me a job, a part-time job… at a bookstore in Harvard Square.
Babam bana yarım günlük bir iş buldu.
How long? Part-time job?
Yarı-zamanlı bir işti Ne kadar uzun?
One of the part-time employees stole chemicals from a company warehouse.
Yarım zamanlı işçilerden biri şirket deposundan kimyasalları çalmış.
Over at the sweet shop across the way. I also work part-time.
Karşıki şeker dükkanında çalışıyorum. Ayrıca part-time olarak.
I finished school, working part-time at the store.
Bir dükkanda part time çalışıyorum. Okulu bitirdim.
You're a teacher? Part-time.
Yarı-zamanlı. Ne biçim öğretmensin sen?
I never had a part-time job in Africa.
Afrika'' da hiç yarım günlük işe girmemiştim.
But once I sell my first piece, part-time barista.
Ama ilk parçamı sattığımda hemen yarım zamanlı barista.
Where he works part-time as a carpenter.
Part time çalışıyor. Orada bir marangoz olarak.
You know Bellingham works part-time at the university museum.
Bellinghamın üniversite müzesinde yarı-zamanlı çalıştığını biliyorsun.
Results: 812, Time: 0.0478

Top dictionary queries

English - Turkish