PIERCING in Turkish translation

['piəsiŋ]
['piəsiŋ]
delici
crazy
mad
insane
lunatic
madman
maniac
freak
psycho
nuts
deranged
piercing
piercings
ring
piercingi
piercings
ring
bir delik
hole
puncture

Examples of using Piercing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Lip piercing, right?
Dudağında piercing olanı diyorsun?
Armour piercing and 2 fragmentation.
Zırh delici ve 2 parça tesirli.
So an eyebrow piercing. Hmm.
Kaşa piercing demek.
She saw the piercing eyes and was not afraid… but entranced.
Delici gözleri gördü ve korkmadı, ama dona kaldı.
Armor piercing. It went right through his vest.
Zırh delici, doğrudan çelik yeleğe.
you wouldn't find a piercing anywhere.
her hangi bir yerde piercing bulamazsın.
The rugged good looks… Broad shoulders… Piercing blue eyes.
Haşin bir yakışıklılık geniş omuzlar delici mavi gözler.
bump stocks, armor piercing rounds, grenades.
zırh delici mermilerimiz, el bombalarımız var.
And hearing each new piercing song.
Ve her yeni delici şarkıyı duyuyorum.
Tungsten core, armor piercing.
Tungsten çekirdek, zırh delici.
It was so loud and piercing; it hurt.
Öyle yüksek ve deliciydi ki canım yanıyordu.
Piercing is so passe.
Piercingin modası çoktan geçti.
Take armor piercing.
Zırh deliciyi alın.
Well… how about you show me your piercing and I show you my tattoos?
O zaman sen bana piercingini göster ben de sana dövmelerimi göstereyim?
My piercing's been bothering me.
Piercingim beni rahatsız ediyor.
I didn't have a piercing or an eating disorder
Piercingim ya da yeme bozukluğum yoktu.
Because you wanna see my piercing blue eyes.
Çünkü delici hüzünlü gözlerimi görmek istiyorsun.
There's a piercing pain behind my right eye that's getting worse.
Sağ gözümün arkasında, delici berbat bir ağrı başladı.
It's no worse than a belly piercing.
Göbeğe piercing yapmaktan daha kötü değil.
Dark as night, piercing, soulless, et cetera, et cetera.
Gece gibi karanlık, delici, ruhsuz, vesaire, vesaire.
Results: 161, Time: 0.0458

Top dictionary queries

English - Turkish