PRIMAL in Turkish translation

['praiml]
['praiml]
ilkel
primitive
primal
primordial
crude
rudimentary
primeval
early
visceral
uncivilized
neanderthal
temel
basic
fundamental
main
base
essential
ground
elementary
primary
core
foundation
primal
i̇lk
first
early
initial
top
original
i̇lkçağ
i̇lkel
primitive
primal
primordial
crude
rudimentary
primeval
early
visceral
uncivilized
neanderthal
ilk
first
early
initial
top
original

Examples of using Primal in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
In the old times, there were only the six Primal Sources of magic.
Eski zamanlarda, sadece altı tane temel büyü kaynağı vardı.
At a primal level, only three things will stop someone on the run.
İlkel seviyede bir kişiyi üç şey kaçmaktan alıkoyabilir.
The Sky.- Yes. To cast a spell, a mage needs Primal Energy.
Evet.- Gökyüzü. Büyücülerin büyü yapması için temel enerji gerekir.
It's time to tap into your primal selves and seize the power of instinct!
İlkel benliğimizden faydalanıp içgüdülerimizin gücünü körüklemenin zamanı geldi!
And if you're not in touch with your primal self, you're already dead.
İlkel benliğinizle temasa geçmiyorsanız zaten ölmüşsünüz demektir.
Living in the past. Your primal self is crying out to be whole.
İlkel kimliğin bir bütün olmak için haykırıyor.
Something primal.
İlkel birşeyler.
There's something primal about it.
İlkel bir şeyler vardır onda.
Primal fury.
İlkel bir öfke.
It's very masculine, primal.
İlkel ama erkeksi.
Claron McFadden: Singing the primal mystery.
Claron McFadden: İlkel gizem şarkısını söylüyor.
Something primal.
İlkel birşey.
Primal scream. Try it.
İlkel çığlık'' atmayı denemelisin.
I could study primal Vulcan behaviour.
Çok güzel bir fırsat olabilir. İlkel Vulkan davranışları üzerinde çalışabilmem için.
So he's gone primal and you're collecting crap.
O ilkellik yapacak ve sende bu saçmalığın koleksiyonunu.
It was very primal and more remote than anything I would ever experienced before.
Çok ilkeldi ve daha önce bulunduğum herhangi bir yerden daha uzaktı.
But emotions, they're very deep, primal, they linger.
Ama duygular ise daha derindelerdir. İlkellerdir, geçmişten gelirler.
They want his primal rage centers fully stimulated.
Birincil öfke merkezlerinin tam olarak uyarılmış olmasını istiyorlar.
And here are the primal feelings.
Burada da öncelikli duygular var.
Drunken Primal Orgy Soup.
Sarhoş Eden Alem Çorbası.
Results: 269, Time: 0.0566

Top dictionary queries

English - Turkish